<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242</id><updated>2012-01-07T15:40:49.979-08:00</updated><category term='kısa kısa'/><category term='zaman'/><category term='Dünyadan...'/><category term='ruh'/><category term='Satış'/><category term='çoğunluk'/><category term='pozitif'/><category term='gelecek'/><category term='lider'/><category term='kalabalık'/><category term='Satın Alma Psikolojisi'/><category term='Kadın'/><category term='korku'/><category term='inanmak'/><category term='orientering'/><category term='özlemle...'/><category term='hayat'/><category term='Psikoloji'/><category term='cesaret'/><category term='Dünya'/><category term='geçmiş'/><category term='yönlendirme'/><category term='Hediye'/><category term='bilinç altı'/><category term='kim kimdir...'/><category term='insan'/><category term='güç'/><title type='text'>Kendine Ait Bir Yer</title><subtitle type='html'>Bizi şekillendiren ve tarz kazandıran, sevdiğimiz şeylerdir...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ggurses.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>43</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-193447727626739082</id><published>2011-12-22T07:19:00.000-08:00</published><updated>2011-12-23T00:24:17.181-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Satış'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Satın Alma Psikolojisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hediye'/><title type='text'>Hediyeler ve Satın Alma Psikolojisi Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-78e_fBtdJsU/TvQ6Ph1QucI/AAAAAAAAATI/g6tYo6x7n4g/s1600/grup-sat%25C4%25B1n-alma.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 262px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-78e_fBtdJsU/TvQ6Ph1QucI/AAAAAAAAATI/g6tYo6x7n4g/s320/grup-sat%25C4%25B1n-alma.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5689236267729992130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yıla girerken hediye telaşı sarıyor insanı.&lt;br /&gt;Kime ne alsam, hangi gün bu işi halletsem diye planlıyorum bugünlerde malumunuz.&lt;br /&gt;Hediyenin kelime anlamına baktığımızda 1. anlamı -armağan-, 2. anlamı ise -fiyat- olarak geçiyor sözlükte. &lt;a href="http://tdkterim.gov.tr/bts/"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen sorguluyorum, hediye edeceğimiz şey illa ki para değeri olan, pahalı birşey mi olmalı diye düşünüyorum?&lt;br /&gt;Oysa ben hediyelerin karakteri olanlarını severim. Tıpkı yeni bir insanla tanıştığımız anda ses tonunun, parfümünün, görüntüsünün, konuşmasının aklımızda kalması gibi, hediyeyi aldığımız anda etkilenmeliyiz bir şeylerden..&lt;br /&gt;Bizi çok etkileyecek bir iki cümle içermeli not defterleri, hayat hikayemizin kesiştiği karekterlerin yaşadığı romanlar okumalıyız hediye alınan ellerden... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kitaptan öğrendiğim gibi, Çin kültüründe birine vereceğiniz hediye o kişi için seçilmiş en güzel hediye olmalıdır der, o yüzden hediyeleşmeye ve bazı kurallara çok önem veriyorlar Çinliler. İş ilişkisi kuruyorsanız eğer biraz daha dikkatli olmalısınız hediyeleşirken. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışverişe çıkmak şart oldu bu durumda, hediyelerin bir kısmını kendimiz hazırlayabilsek de ekonomiye can verecek gibiyiz.. Alışveriş ve ekonomi dengesi nedir, hangimiz terazinin hangi tarafındayız diye düşünürken hatırladım: Paco Underhill demiş ki; “Eğer mağazalara sadece birşey satın almaya ihtiyacımız olduğunda girseydik ve girdiğimizde de yalnızca almaya ihtiyacımız olan ve almayı planladığımız şeyi almakla kalsaydık, ekonomi çökerdi! “ Peki bu etkileşimde neler oluyor, hangi planlı tasarımların, tahminlerin etkisi &lt;br /&gt;altındayız ve bunları hiç farketmiyoruz, bakalım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-ye9VTU_7HFI/TvQ5lEc68lI/AAAAAAAAAS8/GIOyH99yt7c/s1600/12554658981_alisveris.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ye9VTU_7HFI/TvQ5lEc68lI/AAAAAAAAAS8/GIOyH99yt7c/s320/12554658981_alisveris.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5689235538288767570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir alışveriş merkezinin, mağazaların ya da ürün reyonlarının tasarımında psikologların rolü de en az mimarlar ve endüstriyel tasarımcılar kadar önemlidir. Psikolojinin bu alanı “bilişsel ergonomi” diye adlandırılır; temel olarak da, insanların nasıl algıladığı, nasıl düşündüğü ve nasıl davrandığı konusundaki dinamikler üzerinde çalışır… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalar gösteriyor ki;&lt;br /&gt;    * Yön duygusu birçok insanda sağ taraf (sağ el kullanımı yoğunluğu) gelişmiş şekilde olduğundan, yönelimleri de öncelikli olarak bu tarafadır; bu yönelimi kullanabilmek adına alışveriş merkezlerinde büyük mağazalar ve kar oranı yüksek mağazalar katların sağ tarafında bulunurlar.&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;    * 5 duyunun marka algısına, satın almaya olan etkisini kullanabilmek için reklamlarda, ürün tanıtımlarında, standlarda 5 duyunun tamamına ya da çoğuna hitap edebilecek uyaranlar kullanılmaya çalışılır.&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;    * Müşterilerin her daim ulaştığı ve genel tüketim malzemesi olarak geçen ürünler market alanının orta kısmında bir alana yerleştirilir. Böylece müşteriler bu alana ulaşana kadar uzunca bir gezinti yapıp, yol üzerinde gördükleri diğer reyon mallarına yönelecek ve genellikle de satın almış olacaklardır.&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;    * 5 duyudan görme duyusunu ve algısını yönetmek amacıyla kullanılan bir diğer unsur alışveriş arabalarının boyutlarıdır. Sepetin büyük bir kısmını boş olarak gördüğümüzde, henüz çok da alışveriş yapmadığımızı ve daha çok satın alabileceğimiz yanılgısını yaşarız.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    * Yürüyen merdivenlerin yeri alış veriş merkezlerinde alanı maksimum görebileceğiniz bir yere konumlandırılır, iki merdiven arasındaki mesafe daha fazla mağaza detayı görmek ve algılamak için uzun bırakılır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    * Promosyonların süreli olarak ilan edilmesi, bir ürünü alma hızınızı artırmaya yönelik bir çabadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Fiyat algısını yönetme amacıyla, pahalı ürünler reyonların ön taraflarına koyulur ki, arka taraflara doğru gidildikçe fiyatların düştüğünü gören insanlarda ucuz ve hesaplı alışveriş yapıyorum algısı oluşsun, böylelikle satın alma kolaylaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece, algılarımızı ve 5 duyumuzu yöneten pazarlama ve satış stratejileri alışveriş alışkanlıklarımıza yön veriyor. Aslında satın aldığımız şey herhangi bir ürün ya da nesneden ibaret değil, algıyı satın alıyoruz. Aynı zamanda bu satın alma etrafımızdakileri, diğer insanları da etkiliyor, yeni bir algı yaratıyor.&lt;br /&gt;Biraz farkında olmalı tüm bunların, güzel paylaşımlar dilerim !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.spring.org.uk/2011/03/why-we-buy-how-to-avoid-10-costly-cognitive-biases.php"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=ZTh1dqVOxm4"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-193447727626739082?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/193447727626739082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/193447727626739082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2011/12/hediyeler-ve-satn-alma-psikolojisi.html' title='Hediyeler ve Satın Alma Psikolojisi Üzerine'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-78e_fBtdJsU/TvQ6Ph1QucI/AAAAAAAAATI/g6tYo6x7n4g/s72-c/grup-sat%25C4%25B1n-alma.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-7030857254925660168</id><published>2011-11-03T00:20:00.001-07:00</published><updated>2011-11-03T00:22:46.780-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lider'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çoğunluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kalabalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yönlendirme'/><title type='text'>Kalabalık İçinde, "Çoğunluğun Dışında"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-FUvtSLnpgro/TrI_Z_JsFiI/AAAAAAAAARs/BzXeGr7MRIU/s1600/lider.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 242px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-FUvtSLnpgro/TrI_Z_JsFiI/AAAAAAAAARs/BzXeGr7MRIU/s400/lider.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670664596494226978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim adamları kalabalık gruplardaki insanların davranışları üzerindeki etkileri incelerken enteresan sonuçlara ulaşmış, kalabalık grubun davranış biçimi koyun sürüsüne oldukça benziyormuş.&lt;br /&gt;Araştırmacılara göre kalabalık insan grubuyla koyun sürüsü arasında yok denecek kadar az fark var, çünkü her iki durumda da bazı kişiler grubun diğer kısmını yönlendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grup içindeki davranışları %5' lik bir oran ile sayılı kişi belirlerken grup içindeki diğer %95'lik kesim buna uyum gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-oGtxs4v-Mow/TrI_9SBOmOI/AAAAAAAAAR4/2kpGbiei5uw/s1600/ba%25C5%259Far%25C4%25B1l%25C4%25B1-lider.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-oGtxs4v-Mow/TrI_9SBOmOI/AAAAAAAAAR4/2kpGbiei5uw/s400/ba%25C5%259Far%25C4%25B1l%25C4%25B1-lider.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670665202854435042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Leeds Üniversitesi' nden bilim insanları, kalabalık gruplar üzerinde araştırma yaparken insanların koyun ya da göçmen kuş sürüleriyle kıyaslandığında fazla fark olmadığı sonucuna vardı. Buna göre yüzde 5' lik bir azınlık grubu etkileyebilir ve  yüzde 95 çoğunluk bunun farkına varmadan azınlığı izler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuca varmak için araştırmacılar büyük bir salonda testlere katılan grubu gelişi güzel yürüttü. Grup içindeki bazı kişilere yer değiştirme emri verildi. Bir süre sonra aralarında iletişim kurmaları engellenen grubun örgütlendiği ve tamamının bu seçilen kişileri izlediği görüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönlendirilenler bunun farkında bile değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklı büyüklükte, yönlendirenlerin sayısının farklı olduğu başka testler de aynı sonucu verdi. Gruptakilerin sayısı arttıkça motor unsuruna gereksinim azaldı. Örneğin 200 kişinin bulunduğu bir grup için yüzde 5'lik yönlendiren azınlık yeterli oldu, üstelik bu kişilerin çoğu yönlendirildiklerinin farkına varmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Animal Behaviour" dergisinde yer alan araştırmanın sonuçlarının kalabalık grupların davranışları ve felaket durumunda olay yerinin boşaltılması stratejilerine ışık tutmaya yarayabileceği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.kigem.com/"&gt;http://www.kigem.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-7030857254925660168?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/7030857254925660168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/7030857254925660168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2011/11/kalabalk-icinde-cogunlugun-dsnda.html' title='Kalabalık İçinde, &quot;Çoğunluğun Dışında&quot;'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-FUvtSLnpgro/TrI_Z_JsFiI/AAAAAAAAARs/BzXeGr7MRIU/s72-c/lider.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-5748005523545039757</id><published>2011-10-27T04:15:00.000-07:00</published><updated>2011-11-02T07:47:27.912-07:00</updated><title type='text'>Seni Seviyorum Hayat!</title><content type='html'>Ara ara yazmak hoşuma gidiyor. Şimdi kısa notlarımdan alıntılar yaparak bu yazıma devam edeceğim. Kara kaplı defterimin beyaz sayfalarındaki enerji, hayal, tutku ve amaç dolu notlarımdan aklımda kalan en güzel cümleler: "Teşekkürler Hayat", "Seni Seviyorum Hayat"... Hayatı sevmek, kendimizi sevmek, hayal kurarken, hedeflerimiz için çabalarken enerjimizin daha fazlasını geri kazanacağımıza inanarak evrene göndermek, harika! Hemen nasıl da güzel hissediyorum diye bir kez daha gurur duydum kendimle, belki de bunu yapmayı çoğu zaman atlıyoruz. Kendimizi affedemiyoruz, hayatı affedemiyoruz, korkularımızla baş başa kalıyoruz. Düşünme biçimleri ve filtreler geliştiriyoruz yaşarken. Hayatımızı şekillendiren düşünme biçimlerimizi şöyle sıralayabiliriz; Sihirli Düşünme, Cesur Düşünme, Teslimiyetçi Düşünme, Sinik Düşünme . İki yaşına geldiğimizde sihirli düşünmeyi hayata geçirdiğimiz dönemdir, 2-7 yaş arası dönemde olabildiğince hayal edip, her hayal ettiğimizin gerçekleşmesini dileriz, hayatı sorgularız neden sunmuyor bize bunları diye. Herhangi bir şeyin gerçekleşmemesine olanak tanımayız. Ergenlik döneminde cesur düşünme biçimimiz ağırlıktadır. Bazı korkularımız ve hırslarımız bizi cesur olmaya ya da olmamaya iter zamanla, hayatımızdaki olaylar karşısında tecrübelerimizden yeni filtreler oluştururuz ve hayatımız boyunca bu filtrelerle yaşarız, aynı sonuçları bekleriz, aynı şekilde davranırız, birbirine benzetiriz olayları... Yetişkinlikle beraber teslimiyetçi ve sinik düşünme biçimi ağırlıktadır genellikle. Bir başarıyı elde etmek için yeterli imkanımızın olmamasını kabul eder, yeni koşullar yaratmayız, hatta abartıp bunu kimsenin başaramayacağı birşey olarak görürüz, bunu savunarak kendimizi aklamaya çalışırız. Bu 4 düşünme biçimi de her insanın hayatında farklı oranlarda etkilidir. Bu dengeyi kurabilmek, büyük oranda sihirli düşünebilmek her kapıyı açar... &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Yc2P8bSgkts/TrFXd93ThCI/AAAAAAAAARg/NX9qOzi6I08/s1600/life.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Yc2P8bSgkts/TrFXd93ThCI/AAAAAAAAARg/NX9qOzi6I08/s320/life.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670409578170516514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kelimelerin gücü inanılmazdır, hayatı sevip, dileyin herşeyi... Kağıdı kalemi elinize alın, hem söyleyin hem de yazın "Hayat seni seviyorum!"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-5748005523545039757?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/5748005523545039757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/5748005523545039757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2011/10/seni-seviyorum-hayat.html' title='Seni Seviyorum Hayat!'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Yc2P8bSgkts/TrFXd93ThCI/AAAAAAAAARg/NX9qOzi6I08/s72-c/life.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-1981828687433627461</id><published>2011-10-17T01:32:00.000-07:00</published><updated>2011-10-17T01:41:44.676-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısa kısa'/><title type='text'>Pasifizm</title><content type='html'>Pasifizm, uyuşmazlıkların çözümü ya da çıkar sağlama aracı olarak savaşa ve şiddete karşı olmak demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pasifizm"&gt;http://tr.wikipedia.org/wiki/Pasifizm&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-1981828687433627461?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/1981828687433627461'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/1981828687433627461'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2011/10/pasifizm.html' title='Pasifizm'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-3628631232881235221</id><published>2011-10-02T23:45:00.001-07:00</published><updated>2011-10-17T01:36:54.216-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilinç altı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pozitif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya'/><title type='text'>İnsan geleceğini görür mü?</title><content type='html'>Güne başlarken bir egzersiz yapmaya alıştırın kendinizi. Uyandırıldığınız anda o sevimsiz surat ifadesini değil de, isminiz söylenirken, ya da alarmınız çalarken yeni bir günün sizi özleyip sizi çağırdığını hissedin ve gülümseyin ! Aynadaki güzelliğinizi farkedin!&lt;br /&gt;Az uyumak = hayatı yakalamak. Gün içine öyle fazla şey sığıyor ki. Günde dört saat yetiyor insana aslında.&lt;br /&gt;Tabii her zaman aynı tempoya dayanamayabilirsiniz, az yemek yiyerek ve spor yaparak, meditasyonla, nefes egzersizleriyle bedeninizi canlandırarak farkı hissedebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-IhEZGDOtloo/TpaI1TpGh6I/AAAAAAAAARU/9iZyiLyZZMM/s1600/gelecek_nesiller.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 280px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-IhEZGDOtloo/TpaI1TpGh6I/AAAAAAAAARU/9iZyiLyZZMM/s320/gelecek_nesiller.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5662864030852089762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir önceki geceden kendini yeni bir sabaha mental olarak hazırlamak, ruhu pozitif düşüncelerle beslemek ise çok güçlü, yatmadan önce sahip olduklarınıza şükran duygusu gönderin.&lt;br /&gt;Ve uykuya dalmadan önce hayal kurun, çok basit bir egzersizi hayatınızın en önemli ritüellerinden biri haline getirmeye çalışın.&lt;br /&gt;Gözünüzde canlandırın. Ne istiyorsanuz, hayatta ne istiyorsanız kendinizi o anda hayal edin. Kapatın gözlerinizi, uzanın yatağınıza, adeta enerji ve huzur dolduğunuzu hissedeceksiniz, hayalinizi film haline getirin ve izleyin 3-5 dakika.&lt;br /&gt;Deneyin, bugün neyi düşlüyorsak o gelecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinç altı ve düşünce gücü herşeyi değiştiriyor, yönetiyor, neye inanırsak o gerçekleşiyor ve onunla yaşıyoruz. Hayalde canlandırma bilinç altına somut mesajlar gönderiyor ve adeta beklentilerin şifrelerini işliyor hayata. Hayallerin gerçekleşmesi için size güç veriyor, beyninizi ve tüm olasılıkları yönetiyor. Potansiyelinizi farkedin, hayal kurmayı bir sonraki sefere ertelemeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-kyxImgGyXsw/TpaIbwpDDhI/AAAAAAAAARI/d7ayuk4_9QQ/s1600/hayal-kurmak.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 258px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-kyxImgGyXsw/TpaIbwpDDhI/AAAAAAAAARI/d7ayuk4_9QQ/s320/hayal-kurmak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5662863591959891474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-3628631232881235221?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/3628631232881235221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/3628631232881235221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2011/10/insan-gelecegini-gorur-mu.html' title='İnsan geleceğini görür mü?'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-IhEZGDOtloo/TpaI1TpGh6I/AAAAAAAAARU/9iZyiLyZZMM/s72-c/gelecek_nesiller.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-7434997579086846993</id><published>2011-09-29T03:24:00.001-07:00</published><updated>2011-10-17T01:38:12.558-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='orientering'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='korku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cesaret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güç'/><title type='text'>Korkmayın, Deneyin, Gücünüzü Hissedin</title><content type='html'>Haftaya muhteşem bir tecrübeyle başladım, ancak tembellikten ve bir parça yoğunluktan kafamı toparlayıp ancak yazabiliyorum. Pazartesi sabahına 05:00 sularında başladık. Gün ağarmadan kahvaltımızı yapıp, FLW kampüsünden yola çıktık saat 06:00 gibi. Dört saat sürecek bir yolculukla aktivitemizi yapacağımız alana ulaştık. İtalya'nın Piedmont bölgesinde , Frabosa Sottana belediyesinin olduğu alana ulaştık. Buraya vardığımda çocukluğum geldi aklıma, dağların ortasında şirin bir kulübenin önünde sıcak kahvemizi yudumladık ve kremalı kekleri, atıştırmalıkları yedik. Çalışma tempomuzun içinde bu kadar tatlıyı ve enerji verecek yiyeceği bir arada çok fazla tüketmedik ve bugün çok enerji harcayacağımızı hisseder gibiydim. Sonra gruplara bölünüp 3 farklı grup orientering yaptık. Dağların tepesine bu kadar çıktığımızı farketmemiştim bu efsanenin içerisinde.&lt;br /&gt;İnmesi biraz daha zorluydu açıkçası, sürüklendik, yuvarlandık, uflayıp pofladık. Döndüğümüzde güzel bir öğle yemeği yedik ve enerji dolup tekrar yollara koyulduk. Ormanın içerisinde Tarzan ve Jane gibiydik. Yüksek ipler üzerinde yeni bir maceraya atıldık. Yerden metrelerce yükseklikte, sallandık, iplerle havada uçtuk, tek sıra ip üzerinde süzüldük. İnanılmazdı. Bu tecrübeyi kendi isteğimle bir kez daha yaşamak istedim ve tam olarak tadına vardım diyebilirim, muhteşemdi. Kendime güveniyordum ve odaklanıp korkusuzca ip üstünde yürümenin yerde yürümekten aslında bir farkı yoktu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-wO9pRxN64sY/ToRPJwXox8I/AAAAAAAAARA/wdFvANFiXuo/s1600/index.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 133px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-wO9pRxN64sY/ToRPJwXox8I/AAAAAAAAARA/wdFvANFiXuo/s200/index.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657734060905646018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kuru da tamamlayıp, sonrasında yepyeni ve belki de benim için en zor kısma doğru gidecektik. Kimyasal bir deneyin içerisinde yer alacakmışız duygusunu yaratan beyaz tulumları giydik, baştan aşağı bembeyazdık. Şimdi sıra mağaraya doğru yol almaya geldi. 9 kişilik ekibimizde sadece 4 kişide ışıklı baret vardı, diğerlerine yol göstermekle yükümlüydü bu kişiler, içerisi karanlık ve zemin kaygandı. Varış noktalarımızda karşılaştığımız zarflar bizi yeni hedeflere yönlendiriyordu. Gitgide zorlaşıyordu, hep bir arada yürümek ve dikkatli olmak gerekiyordu. Sarkıtlara dokunmamak onların büyümesine olanak sağlamak için önemliydi, tutunacak yer bulamayıp sürünüp, zorla ayaklarımızın üstünde tekrar ayağa kalktığımız anlar beni gerçekten zorladı. Geri dönüş yolu daha zorluydu, tüm hedeflere ulaşıp geri dönerken, sadece 1 adet mum ve 3 kibrit hakkıyla 9 kişi geri dönecektik. Başardık, elbette başardık ve sadece 1 kibritle. Yolun sonunda kendine inanamıyor insan, korkularımızın üstüne gidersek onların gerçekte olmadıklarını görüyoruz aslında. &lt;br /&gt;Doğayla iç içe yaptığımız tüm aktiviteler kendi içimizde bazı şeyleri farketmemizi sağlıyor, gücümüzü hissedip, korkularımızı yeniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli bir kararı vermeden önce, hayatınızın yönünü, ilişkilerinizin yönünü değiştirmeden önce, cesaretiniz yoksa, kafanızı toparlayamıyorsanız ve yapamayacağınızı hissediyorsanız, kendinizi doğaya atın, gidin, korkutuğunuz, yapamam dediğiniz bir sporu yapın, yeni bir kapı açın kendi içinize, gücünüzü görmek için.&lt;br /&gt;İşe yarayacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerji dolu ve korkusuz haftalar bizim olsun !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-7434997579086846993?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/7434997579086846993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/7434997579086846993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2011/09/korkmayn-deneyin-gucunuzu-hissedin.html' title='Korkmayın, Deneyin, Gücünüzü Hissedin'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-wO9pRxN64sY/ToRPJwXox8I/AAAAAAAAARA/wdFvANFiXuo/s72-c/index.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-6216235553501618227</id><published>2011-09-23T12:40:00.001-07:00</published><updated>2011-10-17T01:39:13.272-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inanmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya'/><title type='text'>Dünyanın Kuralı mı Var ?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Tye41IvjaWM/Tnzyc6Vp7gI/AAAAAAAAAQ4/2VTdqRS3CV0/s1600/mutluluk.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 134px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Tye41IvjaWM/Tnzyc6Vp7gI/AAAAAAAAAQ4/2VTdqRS3CV0/s200/mutluluk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655661810580844034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsan kendiyle nasıl konuşur diye sorarsanız hatırlarsınız yalnızken kendinize sorduğunuz soruları. Monolog diyebiliriz belki de buna, sahne yok ortada ama bir oyun var, tek oyuncu biziz. Dublör kullananlar var mı? Ya da başkasının rolünü oynayanlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatroyu özledim, Türkiye'ye dönünce izlerim artık. Yazımın amacı tiyatoya olan özlemimi paylaşmak değildi ama yazmış oldum, aslında kendimi özlemişim sanırım. Çok soru sorar oldum, sorgulardım zaten de, sıra kendime geldi.  Kendi kendimize sorduğumuz soruların cevabı zaten bizde saklı değilmiş gibi, üzerine aylarca kafa yoruyoruz. Belki de yıllarca acısını taşıdığımız duygularımız ruhumuza kazılı. Ben kimim, ünvanlarım olmadan kimim? İçinde yüzdüğüm sularım hangi renkte, akşam üstleri gökkuşağını özlüyor muyum, çağırıyor muyum onu kendime, en son ne zaman takla attım, çocuk değilim diye mi tüm bunlar... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorular sıralanır gider, neye inanıyorum diye sorgulamaya başlamalı insan önce. Kendime? Neyle besleniyorum, neyi tüketiyorum? Dünyaya kazık çakmaya gelmedik deriz ya, biz kendimize tamamiyle özgür olabileceğimiz bir metrekare alan bile yaratmıyoruz ki bu dünyaya kazık çakalım... Başkası gibi olmaya çalışıyoruz, başka hayatları örnek almayı öğreniyoruz, kolay sandığımız daha önce yürünmüş yollar aslında bize en zorunu yaşatıyor, başka biri oluyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka birilerinin hayatlarındaki gibi standart kurallarımız var, günde 3 öğün yemezsek ölüyoruz, annelerimiz bir ömür boyu besliyor bizi, gürbüz çocuk iyi çocuk. En az 8 saat uyumazsak ertesi gün ne yaparız, dersleri anlamayız, toplantıda uyuklarız. Fazla da hareket etmeyelim yorulmayalım, gün içinde enerji harcayacağız. Şimdi hayalimdeki projeyi yapsam; dünyanın kaynakları sınırlı, ülkemin kaynakları sınırlı, evimin, ailemin, işimin kaynakları sınırlı. Yok yapamam. Zaten yapmasam da olur, çok da iyi bir fikir gibi gelmedi bana şimdi düşününce. Kendime zaman tanımalıyım, zamanım çok, ömür benim değil mi... Ben, benmişim gibi davranmaya devam ederim. Hayalimle yaşamıyorum ben, bu gerçek bile değil zaten. Benim sınırlarım var, bu dünyanın kuralları var, ben dışına çıkamam bunların... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorular başa mı döndü ne.&lt;br /&gt;Kimim ben?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-6216235553501618227?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/6216235553501618227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/6216235553501618227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2011/09/dunyann-kural-m-var.html' title='Dünyanın Kuralı mı Var ?'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Tye41IvjaWM/Tnzyc6Vp7gI/AAAAAAAAAQ4/2VTdqRS3CV0/s72-c/mutluluk.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-3420955194167902736</id><published>2011-09-22T06:26:00.000-07:00</published><updated>2011-10-17T01:43:49.875-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='geçmiş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zaman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gelecek'/><title type='text'>Koşalım mı duralım mı ?</title><content type='html'>Sabah erkenden kalkıp, gözlerimizi açmadan koşuşturmaya başlıyoruz, yine son 5-10 dakika kontrolü ele aldı. Servisi, otobüsü kaçırmamak gerek, iş var. Aynı tempoda, her gün aynı sınırlı dakikalar içerisinde aynı rutinlerle hazırlanıp çıkıyoruz bir kapıyı kapatıp ardımızda. Gün başlıyor, işler geliyor, kurumsal sorumluluklar ve toplantılar. Peki ama ne yapıyoruz biz hissediyor muyuz? Sabah uyanır uyanmaz şükran duyuyor muyuz güneşe, yağmura, kara. Gözlerimiz süzüyor mu evimizdeki, odamızdaki her detayı ve onlarca anıyı, bunca güzelliği nasıl yarattığımızı hayal edip gülümsüyor muyuz? Öylece çıkıp gidiyor muyuz rolümüzü üstlenmek için yoksa... Acele etmek zorunda mıyız ? Birkaç dakika erken uyanmak, kıyafetlerimizi hazırlamak, özen göstermek, şükranla, kendimizi ve sahip olduklarımızı severek, hayatın ritmine kapılmadan önce bir parça müzikle günaydın diyor muyuz yeni güne, güzel hayata?&lt;br /&gt;Ah duyuyorum, ama bunları yapacak zamanımız yok... Bizim hiçbirşeye zamanımız yok. Kendimizi beşer onar dakikaya sınırlıyoruz, kendimizi kısacık planlara, kısacık zamanlara hapsediyoruz. Herşeyi koşturmacayla halledip bir sonraki maratona koşuyoruz. Neyi seviyoruz? Ailemizi, eşimizi, sevgiliyi, arkadaşları, dostları, işimizi... Kendimizi seviyor muyuz dersek, onlarca yıldır ruhumuzun derinliklerine işleyen suçluluk ve güvensizlik duygusu öylece içimizde duruyor. Bilinç altımızda bizi yönlendiriyor, hayatımızdaki tek söz sahibi o aslında. Dakikalara sığdırdığımız alel acele rutinlerimiz, her biri birbirinin aynı günlerimiz, sıradanlıklarımız bu güvensizliği ve sevgisizliği besliyor, kendimizi sevmiyoruz ki kendimize güvenip yenilenelim. İçimizde cevapları hali hazırda bekleyen sorularımızı kendimize sormaya korkuyoruz. Güvenli alanımızı terketmek, yeni ve bilinmeyene hareket etmek, nefes alışımızı bile değiştirecek ve bize hayat verecekken korkuyoruz. Geçmişe takılmışız, bir sürü kötü anı, kötü hikaye,suçluluk duyguları, yüzyıllardır öğretilen güçsüzlük, dogmalar, toplumsal baskılar. Bunların farkına varmadan öyle standart ikinci el hayatlar yaşamaya devam ediyoruz, örnek alınacak kimse yok gibi geliyor etrafımızda. Bizim kendimizle sorunumuz varsa başkasını nasıl beğenip, güzel yanlarını görüp örnek alabiliriz ki, biz hep kendimizde bulduğumuz aksaklıkları görmüyor muyuz karşımızdakinde? Farkında mıyız nelerden yaratıldık, içimizdeki değerler, yapıtaşları neler? Kendimizi dinlemek ve "düşünmek" o kadar da basit değil. Nefes almadan verilen kararlar, her durumda ortamın rengine ayak uydurmak için sarfedilen "Evet" sözcükleri. Geçmişi hatırlayıp üzülmek, içine saplanmak, geleceği düşünerek endişe etmek, korkuyla hareket etmek... Bu kısır döngüyü kırmadığımız sürece anı kaçırıyoruz. Şu anda neyi istiyorsak onu yapmalı ve zamanı en iyi şekilde yaşamalıyız. Nefesinin kesildiğini, aldığından çok nefes verdiğini hisseden, farkeden var mı? Varsa eğer, evet doğru yoldayız... Neden hep daha fazlasını verelim ki almadan? Nefes almalı,zamanı yaşamalı,gülümsemeli ve sevmeli bu benliği. Koşmayalım, durmayalım da, sadece anda olalım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-3420955194167902736?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/3420955194167902736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/3420955194167902736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2011/09/kosalm-m-duralm-m.html' title='Koşalım mı duralım mı ?'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-8675748183821754134</id><published>2011-09-20T16:32:00.000-07:00</published><updated>2011-09-20T16:48:36.124-07:00</updated><title type='text'>Sorumluluk ve Sahip Olmak</title><content type='html'>Her gün farklı rollere bürünüyoruz. Farklı amaçlar uğruna rollerimizin gerektirdiği sorumlulukları yerine getiriyoruz. Anne oluyoruz, eş oluyoruz, çalışan oluyoruz, müdür oluyoruz, eğitimci oluyoruz, dost oluyoruz. Sorumluluk seviyelerimiz tam olarak oturmadıysa eğer üstümüze, eğreti duruyor bu roller. Taşıyamıyoruz. &lt;br /&gt;Neyi neden yaptığımızı bilmeden, sahip olduklarımızın hep daha fazlasına sahip olmak için durmadan koşturuyoruz. Yeni roller üstlenmeye çalışıyoruz. &lt;br /&gt;Farkındalık, kendini gözlemleme ve ne istediğini bilmek... Gerçekten hayatına anlam katan vasıfları insanoğlunun. &lt;br /&gt;Sorumluluk seviyesini miras olarak alanlar genellikle kendilerinden başkasını düşünmeden sadece odaklandıkları şeyi elde etmek için çabalıyorlar. Para ve güç... Ne olursa olsun güçlünün yanında olmak istiyorlar ve sadece güçlü adledilmek. Ardında başka bir amaç yok. İnsanoğluna fayda sağlayacak bir amaçları yok. İşte bu yüzden yüksek sorumluluk seviyesine ulaşmak için kademeleri birer birer çıkmak gerek, aksi takdirde hırs ve güçle sarhoş olmuş, yürüdükleri yolda karşılarına çıkan herşeyi ezip geçen, parayla çalışan, makine-insan formunun yan etkileri görülecektir... Önce baş döndürür, sonra mide bulandırabilirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-8675748183821754134?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8675748183821754134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8675748183821754134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2011/09/sorumluluk-ve-sahip-olmak.html' title='Sorumluluk ve Sahip Olmak'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-2439925795386093990</id><published>2011-02-14T00:20:00.000-08:00</published><updated>2011-02-14T01:09:24.267-08:00</updated><title type='text'>Marka Bağlılığı -1</title><content type='html'>David Levine, Kristof Koch ve Mark Tappert aralarındaki mesafe yüzlerce kilometre olan, birbirlerinden yaşça oldukça farklı ve karakter yapısı olarak da benzer olmayan üç adam.&lt;br /&gt;David psikolog, Christof bir bilgi işlem ve sinir sistemi profesörü, Mark ise grafik tasarımcı.&lt;br /&gt;Önemli bir ortak yanları, üçünün de sağ kolunda bir elma dövmesi var. Bu elma düşünüldüğü gibi eskiden kalma bir elma değil, çok özel bir şekil. Dişlenmiş kısa saplı bir elma, yani Apple marka bilgisayarların dünyaca ünlü tanınan simgesi.&lt;br /&gt;Derisinin altına kalıcı olarak elma logosunu kazıtmak Apple markasına duyulan sarsılmaz bağlılığın göstergesi olsa gerek. Apple bu üç insan için adeta bir müzik grubuna ya da sevdikleri takıma olan bağlılıkları gibi bir bağlılık duygusuyla hayatlarında yer etmiş.&lt;br /&gt;Burada akla gelen ilk soru bu denli sarsılmaz ve adanmışçasına bir bağlılığı sağlayabilen kaç marka var?&lt;br /&gt;Bağlılık güçlüdür ancak gelenekler daha güçlüdür. Yılbaşlarında havai fişek ve şampanya patlatılır, kırmızı güller özellikle sevgililer günü için neredeyse tek tercihtir, doğum günlerinde yaş pasta kesilir, tüm bu törenler yaşantımıza işlemiştir.  Coca-cola ve patlamış mısır olmadan film izleyemeyeceğimizi hissetmek vb. Her daim karşı düşünceler çıkar, yaşadığımız yüzyıla ters olduğunu düşünsek de bunları yapmaya devam ederiz. Gelenekler ve törenler bize öngörü hissi verdiği için bunları yapmaya devam ederiz.&lt;br /&gt;Ayrıca her birimiz kendi günlük törenlerimizi üretiriz, sabah işe gelirken Sturbucks'tan kahvemizi alıp günün sonunda sürekli kullandığımız duş jeliyle duş almak gibi.&lt;br /&gt;Diğer geleneklerimizde olduğu gibi marka deneyimi de kuşaktan kuşağa geçebilir. İnsanların duygusal tatmin aradığı kuşkusuzdur. Ancak son dönemde markalandırma tamamen mantıksal süreçler üzerine oturtulmaya çalışılmaktadır. 1950 ve 1960lardan beri markalar fiyat yönelimli arayışlarla müşteri bağlılığını sağlamaya yönelik markalandırma girişimlerinde bulunmuşlardır.&lt;br /&gt;Tıpkı geleneksel ve dinsel bağlılıklarda olduğu gibi marka bağlılığı sağlamak için duyusal yönelimleri göz önünde bulundurmak şarttır. Her din nasıl karizmatik liderlerin peşinden giderek yayılmışsa, bu nitelikler en başarılı kişilik markalarında da gözlenir.&lt;br /&gt;Dünyadaki David Beckhamlar, Madonnalar ve Micheal Jacksonlar kendilerini adamış taraftarlardan oluşan devasa ordusal güçlere sahiptirler adeta.&lt;br /&gt;Daha çok geleneksel markalar güçlü karizmatik liderleri sayesinde aynı eğilimi izliyorlar aslında.&lt;br /&gt;Walt Disney, Steve Jobs gibileri kurdukları markayı simgeler hale gelmiştir.&lt;br /&gt;Kurucu markadır, ve marka ister Disney ister Apple olsun onların hayatlarındaki kesin ışıktır.&lt;br /&gt;Bu ışık bazen kararabilir, Steve Jobs kısa bir süre için Apple'dan uzaklaştırıldığında kendini yaban hayatına vurmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Steve Jobs kötü duruma düşen Apple'ı kurtarmak için geri çağrıldıktan sonra bir yıldan daha kısa bir sürede tüm şirketin talihini tersine döndürmeye çalışırken aldığı maaş 1 dolardı.&lt;br /&gt;Apple'ın vizyonu şudur: Apple müşterilerini "Farklı Düşünme" ye zorlar ve Albert Einstein, John Lenon ve Mamatha Gandi gibi bilgelerle aynı safta olmaya özendirir.&lt;br /&gt;Yani markanın temelinde kullanıcılarına yol göstericilik eden son derece derin bir teknolojiden daha derin bir felsefe yattığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Martin Lindstrom kitabından alıntılarla...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.theapplecollection.com/Collection/objects/tattoo.shtml&lt;br /&gt;http://pzrservices.typepad.com/advertisingisgoodforyou/brand_name_tattoos/&lt;br /&gt;http://designcrave.com/2009-08-19/brand-tattoo-designs/&lt;br /&gt;http://www.luxhippo.com/2010/06/marka-dovme-modasi/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-2439925795386093990?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/2439925795386093990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/2439925795386093990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2011/02/marka-bagllg-1.html' title='Marka Bağlılığı -1'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-2956974043086772265</id><published>2011-01-20T23:49:00.000-08:00</published><updated>2011-01-21T04:32:33.937-08:00</updated><title type='text'>Hangi Devirde Yaşıyoruz?</title><content type='html'>Sevdiğim bir yazarın hayatını tekrar okumaya başladığımda başka bir hikayeye doğru yol aldım.&lt;br /&gt;Virginia Woolf İngiliz yazar, romancı, eleştirmen. Yaşadığı döneme ait bilgileri okurken babasının da Victoria devrinde bir yazar olduğunu okudum.&lt;br /&gt;Bu dönemi merak edip okumaya başladım. Bu dönem kraliçe Victoria'dan alıyor adını. &lt;br /&gt;Tahta çıkışının sabahında dönemin adını değiştirmiş kraliçe Victoria(20 Haziran 1837).&lt;br /&gt;Bu dönem Britanya sanayi devriminin yükselişi ve Britanya İmparatorluğu'nun zirvesi olarak kabul ediliyor. Victoria, Britanya tarihinde en uzun hüküm süren kişi ünvanına sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Üniversitesinde doçentlik için alınan bir dersin notlarından alıntılarda ise şu bilgiler mevcut:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanın başlıca hususiyeti mevcut nizamı olduğu gibi kabul edip onunla tatmin olmayı bir hayat prensibi saymaktı. &lt;br /&gt;İstenilen, sürekli refah, ve arzuların her zaman tatmini idi. Devir bu sürekli refah ve saadet halinin ancak, tatmin olunmak isteyen arzuların sıkı sıkıya sınırlanmasıyla oluşacağını anlamıştı. &lt;br /&gt;Bunun içindir ki Victoria devrini bir yasaklar ağı kaplamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Victorianism'in sanat âlemindeki neticelerinden biri şu oldu: Yukarıda&lt;br /&gt;da kaydettiğim gibi bu devir sanatkârının işi, bir rüya âlemi&lt;br /&gt;yaratıp bu âleme realitede yasak edilen, insanın da durmadan arzu&lt;br /&gt;ettiği şeyleri sokmak, Victoria devrince kaba, ayıp sayılan, yasak edilen&lt;br /&gt;bu işleri ince zarif işler olarak göstermeye, süslemeye çalışmak&lt;br /&gt;oldu. Çünkü şair biliyordu ki, devrin üstün saydığı prensiplerin gerçeğe&lt;br /&gt;dayanmayan bir takım mevhum şeyler olduğunu, arzuların, sırf&lt;br /&gt;rahat, müvazene ve huzur temini için ayıp sayıldığını söylemek cesaretini&lt;br /&gt;gösterirse cemiyeti felâkete sürüklemek gayretinde olan bir&lt;br /&gt;mücrim, insanı cehennemlik etmek isteyen şeytan gibi bir âsi, bir&lt;br /&gt;ahlâksız sayılacaktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiliz edebiyatının ünlü eserlerini Türk edebiyatına kazandıran değerli yazarımız Mina Urgan'ın (Urgan, M. (2003). İngiliz edebiyatı tarihi. İstanbul: YKY) &lt;br /&gt;Victoria Dönemine ait tespitleri ise şöyle olmuştur:&lt;br /&gt; 1. Ailevi değerlerle saygıdeğer olma merakı ve bunun getirdiği ikiyüzlülük, &lt;br /&gt; 2. Toplumsal durumlardan ve bireysel koşullardan aptalcasına memnunluk, &lt;br /&gt; 3. Cinsel konularda yapay çekingenlik ve sevgisiz evliliklerin kutsal bulunması, &lt;br /&gt; 4. Dar kafalılık ve dinsel yobazlığa karşın Hristiyanlığın dibini oyan bilimsel araştırma ve gelişmeler, &lt;br /&gt; 5. Para ve madde severlik ve alt sınıfların ve parasızların saygın bulunmaması, &lt;br /&gt; 6. Plansız gelişen sanayileşme ve haksızlıklarla dolu çalışma şartları ve adaletsiz ekonomik düzen, &lt;br /&gt; 7. Sanata duyulan düşmanlık ve edebiyatın salt eğlence aracı olarak algılanması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaleme aldığı iki kitabı da, çok satanlar listesinde baş sıralarda yer alan Mina Urgan'ın sanatı ve kendisiyle ilgili ironik yorumu şu olmuş:&lt;br /&gt;"Kitaplarımın nasıl bu kadar sattığını anlamadım, hala da anlamıyorum. Nasıl satar benim kitabım. O kadar aykırıyım ki bu topluma. Çok satıyorum, acaba çok mu bayağı yazıyorum. Acaba yanlış bir şey mi yaptım?"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-2956974043086772265?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/2956974043086772265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/2956974043086772265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2011/01/hangi-devirde-yasyoruz.html' title='Hangi Devirde Yaşıyoruz?'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-3368367993141229444</id><published>2010-12-29T08:35:00.000-08:00</published><updated>2010-12-29T09:51:28.289-08:00</updated><title type='text'>Yeni ve Renkli Bir Yıl Geliyor!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TRt0uBqvkVI/AAAAAAAAAKQ/dtFqtifRCFg/s1600/yeniyil.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 153px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TRt0uBqvkVI/AAAAAAAAAKQ/dtFqtifRCFg/s200/yeniyil.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5556162899362156882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır yazmayınca, nereden başlayacağımı şaşırdım sanırım.&lt;br /&gt;Öyle çok şey geçti ki aklımdan...&lt;br /&gt;Rengarenk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yılı daha geride bırakıyoruz.&lt;br /&gt;Bu, bazılarımız için bir ömür, bazılarımız içinse ömrünün sadece bir demi.&lt;br /&gt;Acaba neler sığdırdık bu bir seneye?&lt;br /&gt;Neleri değiştirdik hayatımızda?&lt;br /&gt;Hangi önemli kararları aldık?&lt;br /&gt;Kaç kere dostlarımızla yemek yedik?&lt;br /&gt;Kaç akşam dilediğimiz gibi güldük, eğlendik?&lt;br /&gt;Kaç kere yardım eli uzattık?&lt;br /&gt;Kaç kitap okuduk?&lt;br /&gt;Kaç şehir gezdik?&lt;br /&gt;Kaç kere "seni seviyorum" dedik?&lt;br /&gt;Kaç kere alkışladık?&lt;br /&gt;Kaç kere alkış aldık?&lt;br /&gt;Kaç kere hediye aldık?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakamlarla aramız iyiyse anlatacaklarımı da zaten biliyorsunuzdur;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgimiz beklentisiz elbette!&lt;br /&gt;Sevindirdiğimiz çocuklar mutlu!&lt;br /&gt;Bizler biziz! İçimizden geldiği gibiyiz!&lt;br /&gt;Önyargılarımız yok artık!&lt;br /&gt;Özgüvenimiz tam!&lt;br /&gt;Sabah uyanırken, günün karanlığına hayranız, akşamın soğuğuna ve gecenin sessizliğine!&lt;br /&gt;Doğaya ve yarattıklarına minnettarız, ve tabi hayatımızdakilere!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle mi?&lt;br /&gt;Tüm bunlar böyle mi?&lt;br /&gt;Yeni yılda "yeni" sözcüğünün hakkını verin bu kez olmaz mı?&lt;br /&gt;İnanın söylediklerinize ve kendinize.&lt;br /&gt;Yenilenin.&lt;br /&gt;Anlayın gönül telinize dokunanları. &lt;br /&gt;Yormadan, yorulmadan sevin... Paylaşın...&lt;br /&gt;Gülün!&lt;br /&gt;Eğlenin, ayaklarınız yerden kesilsin!&lt;br /&gt;Sevinin ve değer verin.&lt;br /&gt;Sahip olduklarınız değerlidir, onları hissedin.&lt;br /&gt;Yaşamak hissetmektir, dokunmaktır. Dokunun sevdiklerinize...Dokunun yerde öylece duran, sizi sırtında taşıyan halınıza, tüylerini düzeltin. Tabaklarınıza dokunarak, hissederek yerleştirin onları raflara. Vücudunuza iyi bakın, koruyun, suyla sabunla dokunun ona, durulsun yorulduğunda...&lt;br /&gt;Dokunun hayatınıza, hayatınızdakilere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinize dokunun! &lt;br /&gt;Hadi!&lt;br /&gt;Bu yıl çok mutlu olun!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-3368367993141229444?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/3368367993141229444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/3368367993141229444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2010/12/yeni-ve-renkli-bir-yl-geliyor.html' title='Yeni ve Renkli Bir Yıl Geliyor!'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TRt0uBqvkVI/AAAAAAAAAKQ/dtFqtifRCFg/s72-c/yeniyil.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-1132901873690513614</id><published>2010-09-10T23:12:00.000-07:00</published><updated>2010-09-10T23:16:57.472-07:00</updated><title type='text'>touchiness</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TIseefQSnSI/AAAAAAAAAIU/-D7Txr6isgs/s1600/photo(3).jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TIseefQSnSI/AAAAAAAAAIU/-D7Txr6isgs/s200/photo(3).jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5515535677780040994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-1132901873690513614?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/1132901873690513614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/1132901873690513614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2010/09/touchiness.html' title='touchiness'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TIseefQSnSI/AAAAAAAAAIU/-D7Txr6isgs/s72-c/photo(3).jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-299073201502283787</id><published>2010-09-05T11:11:00.000-07:00</published><updated>2010-09-05T11:17:29.982-07:00</updated><title type='text'>White&amp;Mask</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TIPeqpWbqFI/AAAAAAAAAHs/9vlfv8I-OZg/s1600/IMG_0500.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TIPeqpWbqFI/AAAAAAAAAHs/9vlfv8I-OZg/s200/IMG_0500.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513495193067432018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-299073201502283787?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/299073201502283787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/299073201502283787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2010/09/white.html' title='White&amp;Mask'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TIPeqpWbqFI/AAAAAAAAAHs/9vlfv8I-OZg/s72-c/IMG_0500.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-6938288909408145816</id><published>2010-09-05T11:08:00.000-07:00</published><updated>2010-09-05T11:10:51.278-07:00</updated><title type='text'>"Cloud"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TIPc4id2H-I/AAAAAAAAAHk/tAzUrEM7P90/s1600/photo(2).jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TIPc4id2H-I/AAAAAAAAAHk/tAzUrEM7P90/s200/photo(2).jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513493232714391522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-6938288909408145816?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/6938288909408145816'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/6938288909408145816'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2010/09/cloud.html' title='&quot;Cloud&quot;'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TIPc4id2H-I/AAAAAAAAAHk/tAzUrEM7P90/s72-c/photo(2).jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-7518494347871003874</id><published>2010-09-05T11:02:00.001-07:00</published><updated>2010-09-05T11:11:14.286-07:00</updated><title type='text'>"Red"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TIPbpGr8QYI/AAAAAAAAAHc/cO6Aw5PGdg0/s1600/photo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TIPbpGr8QYI/AAAAAAAAAHc/cO6Aw5PGdg0/s200/photo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513491868047655298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-7518494347871003874?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/7518494347871003874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/7518494347871003874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2010/09/krmz.html' title='&quot;Red&quot;'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/TIPbpGr8QYI/AAAAAAAAAHc/cO6Aw5PGdg0/s72-c/photo.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-7938926030572326952</id><published>2010-01-13T23:31:00.001-08:00</published><updated>2010-01-13T23:31:46.053-08:00</updated><title type='text'>İyi Düşünün</title><content type='html'>İyi Düşünün&lt;br /&gt;Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?&lt;br /&gt;Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?&lt;br /&gt;Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?&lt;br /&gt;Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?&lt;br /&gt;Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?&lt;br /&gt;Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?&lt;br /&gt;Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?&lt;br /&gt;Ve siz onu hiç kokladınız mı?&lt;br /&gt;Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?&lt;br /&gt;Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?&lt;br /&gt;Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?&lt;br /&gt;Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?&lt;br /&gt;Çimlere uzandığınız oldu mu?&lt;br /&gt;Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?&lt;br /&gt;Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl?&lt;br /&gt;Kaç kez kuşlara yem attınız?&lt;br /&gt;Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?&lt;br /&gt;Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?&lt;br /&gt;Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?&lt;br /&gt;Kaç kez mektup aldınız bu yıl?&lt;br /&gt;Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?&lt;br /&gt;Kimseyle barıştınız mı bu yıl?&lt;br /&gt;Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez farkettiniz bu yıl?&lt;br /&gt;İyi bir yılın, bunlar gibi birçok "küçük şeye"e&lt;br /&gt;bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?&lt;br /&gt;Yayılın çimenlerin üzerine..... Acele edin....&lt;br /&gt;Er veya geç... Çimenler yayılacak üzerinize...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Dündar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-7938926030572326952?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/7938926030572326952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/7938926030572326952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2010/01/iyi-dusunun.html' title='İyi Düşünün'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-8847167993663826871</id><published>2010-01-13T01:27:00.000-08:00</published><updated>2010-01-13T01:42:28.751-08:00</updated><title type='text'>Fadoyla çarşamba notları...</title><content type='html'>Of bugün günlerden çarşamba haftanın tam ortasında, hafta başında ilk 2 günde ne yaptığımı hatırlamıyorum bile :)&lt;br /&gt;Bu hafta çok değişik geçiyor, ama dinlediğim şarkıları gerçekten seviyorum.&lt;br /&gt;Buika benim kadınım bir süredir :)&lt;br /&gt;Bu günlük tadındaki yazımda onun da adı olsun istedim..&lt;br /&gt;Fado dinliyorum günün büyük kısmında.&lt;br /&gt;Fado kelime anlamı olarak kader,alın yazısı anlamlarına geliyor. Portekizlilerin en ünlü halk müziği türü. Fado, derin acıların, hüzünlerin, özlemin, nostaljinin, mutluluğun ve aşkın ifade edildiği bir müzik türü. Evet yeterince melankolik.&lt;br /&gt;Fado söyleyen kişilere ise Fadista deniyor. Siyah giyerek sahneye çıkıyorlar. Hüznün şarkısını söylediklerini biliyorlar çünkü. İçinde kabullenmişlik ve umut barındıran  hüznün olabilecek en yumuşak, tatlı, hatta keyif veren hali demiş birileri ve doğru demiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftasonunu bekliyorum şarkılarımı dinlerken.&lt;br /&gt;Birşeyler yapmam gerek!&lt;br /&gt;Detayları sonra bir ara paylaşırım ;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-8847167993663826871?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8847167993663826871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8847167993663826871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2010/01/fadoyla-carsamba-notlar.html' title='Fadoyla çarşamba notları...'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-4398935403534536720</id><published>2009-12-23T04:15:00.000-08:00</published><updated>2009-12-23T04:21:55.189-08:00</updated><title type='text'>Yeniden Başlıyorum...</title><content type='html'>&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 12"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 12"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///c:%5Ctemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;link rel="themeData" href="file:///c:%5Ctemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_themedata.thmx"&gt;&lt;link rel="colorSchemeMapping" href="file:///c:%5Ctemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_colorschememapping.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:trackmoves/&gt;   &lt;w:trackformatting/&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:donotpromoteqf/&gt;   &lt;w:lidthemeother&gt;TR&lt;/w:LidThemeOther&gt;   &lt;w:lidthemeasian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;   &lt;w:lidthemecomplexscript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;    &lt;w:splitpgbreakandparamark/&gt;    &lt;w:dontvertaligncellwithsp/&gt;    &lt;w:dontbreakconstrainedforcedtables/&gt;    &lt;w:dontvertalignintxbx/&gt;    &lt;w:word11kerningpairs/&gt;    &lt;w:cachedcolbalance/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;   &lt;m:mathpr&gt;    &lt;m:mathfont val="Cambria Math"&gt;    &lt;m:brkbin val="before"&gt;    &lt;m:brkbinsub val="&amp;#45;-"&gt;    &lt;m:smallfrac val="off"&gt;    &lt;m:dispdef/&gt;    &lt;m:lmargin val="0"&gt;    &lt;m:rmargin val="0"&gt;    &lt;m:defjc val="centerGroup"&gt;    &lt;m:wrapindent val="1440"&gt;    &lt;m:intlim val="subSup"&gt;    &lt;m:narylim val="undOvr"&gt;   &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" defunhidewhenused="true" defsemihidden="true" defqformat="false" defpriority="99" latentstylecount="267"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="0" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Normal"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="heading 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 7"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 8"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 9"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 7"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 8"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 9"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="35" qformat="true" name="caption"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="10" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Title"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="1" name="Default Paragraph Font"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="11" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtitle"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="22" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Strong"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="20" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="59" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Table Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" unhidewhenused="false" name="Placeholder Text"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="1" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="No Spacing"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" unhidewhenused="false" name="Revision"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="34" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="List Paragraph"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="29" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Quote"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="30" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Quote"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="19" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtle Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="21" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="31" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtle Reference"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="32" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Reference"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="33" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Book Title"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="37" name="Bibliography"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" qformat="true" name="TOC Heading"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:"Cambria Math"; 	panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:roman; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:-1610611985 1107304683 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-unhide:no; 	mso-style-qformat:yes; 	mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman","serif"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} .MsoChpDefault 	{mso-style-type:export-only; 	mso-default-props:yes; 	font-size:10.0pt; 	mso-ansi-font-size:10.0pt; 	mso-bidi-font-size:10.0pt;} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Table Normal"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-priority:99; 	mso-style-qformat:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:"Calibri","sans-serif"; 	mso-ascii-font-family:Calibri; 	mso-ascii-theme-font:minor-latin; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-theme-font:minor-fareast; 	mso-hansi-font-family:Calibri; 	mso-hansi-theme-font:minor-latin; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;b&gt;Oyunun Adı: &lt;/b&gt;Hamlet&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;b&gt;Yazan: &lt;/b&gt;William Shakespeare&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Çeviren: &lt;/b&gt;Sabahattin Eyuboğlu&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;HAMLET -&lt;/b&gt; Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Düşüncemizin katlanması mı güzel,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;Yoksa diretip bela denizlerine kaşı&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Dur, yeter! demesi mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ölmek, uyumak sadece!&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Düşünün ki uyumakla yalnız&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bitebilir bütün acıları yüreğin,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çünkü o ölüm uykularında,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sevgisinin kepaze edilmesine,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;Kanunların bu kadar yavaş&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;Kötülere kul olmasına iyi insanın&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;Kim ister bütün bunlara katlanmak&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ağır bir hayatın altından inleyip terlemek,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ürkütmese yüreğini?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;Bilmediğimiz belalara atılmaktansa&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çektiklerine razı etmese insanı?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yürekten gelenin doğal rengini.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yollarını değiştirip bu yüzden,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ama sus, bak, güzel Ophelia geliyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peri kızı dualarında unutma beni,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ve bütün günahlarımı.&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-4398935403534536720?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/4398935403534536720'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/4398935403534536720'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2009/12/yeniden-baslyorum.html' title='Yeniden Başlıyorum...'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-2648297327090574652</id><published>2009-11-17T02:08:00.000-08:00</published><updated>2009-11-23T06:10:08.143-08:00</updated><title type='text'>Gülçin 'in Hikayesi</title><content type='html'>Yaptığım her yolculukta, rastladığım insanlarda hayatın bıraktığı izleri ellerinde görmeye çalışırdım.&lt;br /&gt;Ne kadar yıpranmış olurlarsa o kadar yaşlıydılar benim için ya da o kadar yorgun.&lt;br /&gt;En son yolculuğumda yaşlanmaktan değil ama yorgunluktan, çalışmaktan eskimiş, üşümüş eller tuttum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğüm en güzel gözlerin sahibi, çekingen ve masum Şanlıurfa' lı çocuklardı dün tanıştıklarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayeye başladığımız yerde üşüdüğümüzü hatırlıyorum ve sonra kavurmalı yumurtayı, ardından da narlı kaymaklı balı...&lt;br /&gt;Sonra içleri müthiş sevimlilikte botlarla, montlarla ve oyuncaklarla dolu koliler geliyor gözümün önüne,&lt;br /&gt;hayalini bile kurmadığım büyüklükte bir gönüllülük organizasyonun emeğiyle dolup taşmış koliler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları emek emek açıp yerleşirmek, sürpriz sınıfları hazırlamak, tarifsiz...&lt;br /&gt;Merdivende bizi üşüten soğuğa çorapsız ayağıyla ve terlikleriyle inadına direnen bir çift yeşil göz geliyor sonra aklıma.&lt;br /&gt;Ve bizim yardım çabamıza emeğini katan minik,yorgun eller...&lt;br /&gt;Ertesi günün hızlı sabah kahvaltısı, okula geliş, okul bahçesinde etrafta hiç çocuk göremeyişimize rağmen camların ardından bile duyulabilen hoşgeldin ve sevinç çığlıkları.&lt;br /&gt;Bu gözlerini yaşartıyor insanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve en çok da rengarenk montları doldurduğumuz sınıfın kapısından giren ilk minik ellerin sahibinin adı beni vuruyor yüreğimden.&lt;br /&gt;Gülçin.&lt;br /&gt;Adaşımı görünce o kadar seviniyorum ki, ilk heyecanla 4-5 kişi etrafına toplandığımız güzel gözlü kızımız korkuyor bizden belki de .&lt;br /&gt;Aşı korkusu, yabancı bir dolu insan, neye uğradıklarını anlayamıyorlar 1-2 dakika.&lt;br /&gt;Hatta dilini bile anlamadıkları bir grup topluluk heyecan ve panikle onlarla konuşmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;Çok üşüyen miniklerin ellerini önce sobada ısıtıp sonra ilgileniyoruz onlarla ve yeni hediyeleriyle.&lt;br /&gt;Renkleri gösterip seçimlerini sunuyoruz onlara ve sırtlarını, ayaklarını soğuktan koruyacak hediyeler veriyoruz.&lt;br /&gt;Sonra şaşkınlıkla yönlerini bulmaları için başka ablalar, abiler yol gösteriyor onlara.&lt;br /&gt;Belki de ilk kez seçme şansları oluyor ve belki de ilk kez bugün üşemeden gidiyorlar okula.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lastik ayakkabıları, terlikleri ve yırtık çorapları ellerindeki poşetlerinde duruyor 4 sınıf arasındaki yolculukları sırasında.&lt;br /&gt;Katıksız katmer ya da bazlama kokulu beslenme çantaları da yanlarında elbet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurdumun hiç gitmediğim bir şehrinde, sadece hikayelerde olduğunu sandığımız uzak , taşlı yollarında uzun yol katettiğimiz ve sonunda&lt;br /&gt;duvarında "Kitapsız büyüyen çocuk, susuz büyüyen ağaca benzer." yazılı, pamuktan yeni dönen ve&lt;br /&gt;okumak için büyük çaba sarfeden çocukların hikayesine tanık oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorulduk galiba bu hikayeyi yaratırken, ve belki üşüsek bile inatla üşümedik onların gösterdiği fedakarlığı göstermeyi deneyip.&lt;br /&gt;Ama inanın zordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkcell Gönüllüleri olarak büyük bir yolculuğa çıktık geçtiğimiz pazar, en güzel gözlü, en soğuk ellere,ayaklara sahip çocuklarımızı tanıdık.&lt;br /&gt;Emek verenlerin, gönüllüğe katkısı bulunan herkesin yolculuğuydu bence bu ve birşeyler yapmanın gerekliliğinin kanıtı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu benim gönüllülerle ilk yolculuğumdu, daima yanlarında olma çabamı artıracak ilk yolculuğum.&lt;br /&gt;El ele verip müthiş bir çabanın içerisinde bulunduğum tüm arkadaşlarıma, tüm Turkcell Gönüllülerine, ben ve Gülçin adına teşekkürler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SwqXpP-q5dI/AAAAAAAAAHA/cOU-dAHh8e8/s1600/IMG_0122.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 134px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SwqXpP-q5dI/AAAAAAAAAHA/cOU-dAHh8e8/s200/IMG_0122.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407301037531522514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-2648297327090574652?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/2648297327090574652'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/2648297327090574652'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2009/11/gulcin-in-hikayesi.html' title='Gülçin &apos;in Hikayesi'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SwqXpP-q5dI/AAAAAAAAAHA/cOU-dAHh8e8/s72-c/IMG_0122.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-9071165403685480975</id><published>2009-11-12T01:21:00.000-08:00</published><updated>2009-11-12T01:23:37.035-08:00</updated><title type='text'>Türkiye'nin Elektrikli Arabası</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;Otomotiv sektöründeki inovatif fikirlerin çıkış noktası son dönemde fosil  yakıtların sınırlılığından kaynaklanıyor. Eskiden prototiplerini görünce  şaşırdığımız fantastik fikirlerin sahibi, sokakları dolduracağına inandığımız  elektirikli arabalar, günümüz dünyasında otomotiv sektörünü farklı rotalara  çevirecek tarihi hedefleri ortaya atıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="left"&gt;Üretimde elektirikli arabalar için en önemli bileşenler pil  grupları. Pil Grubu’nun 3 önemli kriteri vardır: Cycle Time (kaç defa şarj  edilebileceği); KW başı ağırlık ve KW başı fiyat. Bu 3 özellikte optimum nokta  yakalanmazsa 30,000 USD değerinde (sadece Pil Grubu için), 200 kilo ağırlığında  (sadece Pil Grubu için) ve her 3 yılda bir değişen bir PİL GRUBU maliyeti baş  göstermiş oluyor. Dolayısıyla bu pazarda yer tutunamayacağınızın bir göstergesi.  Bu konuda kendi üretimini yapabilen ülkeler ancak gerçekten kendi elektirikli  arabalarını üretebilecekler.&lt;/div&gt; &lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;  Dünyaya baktığınızda sektörel liderlik çabaları ülkelerde  baş gösteriyor. Hindistan otomotiv sektöründe tedarikçi zincirinin en önemli  oyuncularından biri olmak için stratejiler oluşturuyor. Ar-ge yeteneği ile  know-how konusundaki açığını kısa sürede kapatabilmek için Avrupa ve ABD’den  firmalar satın alıyor.&lt;br /&gt;   Tekstil’in Çin’i otomotivin Hindistan’ı derken  ülkemizde otomotiv sektöründe dünyayı takip edebilecek projeleri  destekleyenlerin ve asıl proje mimarlarının yolun neresinde olduğu sorusu  geliyor akıllara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bürokratik süreçlerden ve sınırlı sürede ünlü  işadamlarının ilgisini çekememekten doğan büyük bir kayıp var geçmişte yaşanan:  Eclipse Aviation‘u satın alıp ülkemizin kendi uçağını üretebilme  fırsatı..&lt;br /&gt;Ünlü işadamı Alphan Manas buradaki kilit isim.&lt;br /&gt;Bu projede zaman  kısıtından dolayı ikna ve destek süreci ne yazık ki olumsuz sonuçlanmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Neyseki sevindirici bir haber var geçmişe bakmayıp bugünü  değerlendirdiğimizde, "Türkiye' nin Elektirikli Arabası" fikri hayata  geçirilmeye hazırlanıyor. Alphan Manas ve Murat Günak bu konuda ortaklığa ve güç  birliğine karar vermişler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="left"&gt;Alphan Manas Brightwell Holdings BV Yönetim Kurulu Başkanı. Bir  fütürist, teknoloji ve inovasyon uzmanı.&lt;br /&gt;Dünya otomotiv devlerinin peşinden  koştuğu Günak ise özgüveni çok yüksek, IQ, EQ ve SQ olarak zirvede olan bir bir  teknik lider olarak tanınıyor.&lt;br /&gt;Günak' ın tasarımını yaptığı otomobiller  arasında Peugeot 206, Mercedes Slk, Mercedes C Serisi, Volkswagen Eos ve  Volkswagen Golf Gti bulunmakta.&lt;br /&gt;DaimlerChrysler’den Volkswagen’e geçişinden  sonra göreve başlamadan önce Hürriyet’e verdiği ilk röportajında  " Hayallerimin  gerçekleşebileceği bir otomobil dizayn etmek istiyorum. Bu otomobil herkesin  rüyalarına hitap edecek." demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Umarız bu projeyle Türkiye'nin  elektirikli arabası üretilir ve otomotiv sektöründe dünyaya adımızı  duyurabileceğimiz fırsatlar doğar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Girişimlerinden, çabalarından ve  varlıklarından dolayı teknolojiyi geliştiren, inovasyonu destekleyen, yaratan  herkese ülkem adına tebrikler...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-9071165403685480975?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/9071165403685480975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/9071165403685480975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2009/11/turkiyenin-elektrikli-arabas.html' title='Türkiye&apos;nin Elektrikli Arabası'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-5152010917360067046</id><published>2009-10-15T23:21:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T14:20:29.629-07:00</updated><title type='text'>"Kadının Adı Şiddet İstatistiklerinde"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/StuGfGvT3_I/AAAAAAAAAG4/3cz-V5054uQ/s1600-h/297489.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 183px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/StuGfGvT3_I/AAAAAAAAAG4/3cz-V5054uQ/s200/297489.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394052847649415154" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gündemden düşmeyen şiddet içerikli haberleri okuyup, endişe duymamak bazen zor oluyor.Bayanlar için bu endişe günlük hayatımızda katlanılması gereken bir duygu halini aldı belki de.&lt;br /&gt;Kendimize has savunma yollarımız neye yarar bilinmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbulda kadına yönelik şiddetin bir faturası var tabi, istatistikler İstanbul' da son 6 yılda 69 bin 689 kadın şiddet mağduru oldu. 2008' de 17 bin 752 kadın şiddete uğradı. 2009' un ilk 9 ayında ise 14 bin 79 kadın şiddet mağduruydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmanın detayına bakılırsa şiddetin faturası şu şekilde:&lt;b style=""&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;ŞİDDET GÖREN KADIN SAYISI:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;2004: 4 bin 889, 2005: 8 bin 44, 2006: 10 bin 820, 2007: 13 bin 205, 2008: 17 bin 752, 2009 (ilk 10 ay) 14 bin 179.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;TÖRE VE NAMUS BAHANELİ CİNAYET MAĞDURU KADIN SAYISI:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;2004: 20, 2005: 7, 2006: 16, 2007: 21, 2008: 18, 2009: 12.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;ÖLDÜRÜLEN KADIN SAYISI:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;2004: 103, 2005: 134, 2006: 125, 2007: 89, 2008: 63, 2009: 39.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;KASTEN YARALAMALARA MARUZ KALAN KADIN SAYISI:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;2004: 1223, 2005: 1643, 2006: 1402, 2007: 2 bin 963, 2008: 3 bin 200, 2009: 8 bin 351.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;TECAVÜZ VE IRZA TASADDİ:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;2004: 211, 2005: 267, 2006: 483, 2007: 240, 2008: 197, 2009: 225 kadın.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;DARP EDİLEN KADIN SAYISI:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;2004: 942, 2005: 2 bin 368, 2006: 3 bin 820, 2007: 4 bin 42, 2008: 3 bin 969, 2009: 3.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;AİLE FERTLERİNE KÖTÜ MUAMELE:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;2004: 142, 2005: 283, 2006: 999, 2007: 1351, 2008: 2 bin 132, 2009 (Eylül'e kadar 312.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;FUHUŞ - FUHUŞA TEŞVİK:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;2004: 68, 2005: 84, 2006: 56, 2007: 58. 2008: 95, 2009: 248 kadın.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;TEHDİT EDİLEN KADIN SAYISI:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;b&gt;      &lt;/b&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;2004: 525, 2005: 813, 2006: 1433, 2007: 2 bin 18, 2008: 2 bin 811, 2009 (Eylül'e kadar) 2 bin 136. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasada suç olarak sayılsa bile, suçun bu suçu üreten toplumun üyeleri tarafından hoş görüldüğü, desteklendiği bir toplumda yaşadığımız gerçeği acı. Örneğin namus cinayetleri toplumun bir kesimi tarafından hoşgörülen ya da desteklenen bir tür terör belki de.&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakamların günden güne azalması, birşeylerin değişmesi dileğiyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir not : Dünyada ekonomi nobel ödülünü ilk kez bir kadın aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.cnnturk.com/2009/ekonomi/genel/10/12/ekonomi.nobeli.ilk.kez.bir.kadina.gitti/547282.0/index.html&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-5152010917360067046?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/5152010917360067046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/5152010917360067046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2009/10/kadnn-ad-siddet-istatistiklerinde.html' title='&quot;Kadının Adı Şiddet İstatistiklerinde&quot;'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/StuGfGvT3_I/AAAAAAAAAG4/3cz-V5054uQ/s72-c/297489.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-8475350165944269650</id><published>2009-08-10T16:10:00.000-07:00</published><updated>2009-08-22T11:16:41.775-07:00</updated><title type='text'>Barboros' uma...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SoC63XrEK2I/AAAAAAAAAGo/Bn7rf-Nizac/s1600-h/barboros.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Beş yaşında abla olmak; kaybetme korkusunun tanımını yapamayacak ancak hissedebilecek bir yaşta, 2-3 gündür göremediğin kardeşin için cam kavanozun içinde bilimum topitop, bonibon ve eti puf biriktirmekti  geri döndüğünde O' nu mutlu edebilmek hevesiyle...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yedisinde abla olmak; saklambaçta kardeşini daha iyi saklamak, yakan top oynarken sert gelen topların önüne atlamak, mahalledeki ağaçlara dalarken kardeşin için de bir ayva koparmak gibi birşeydi benim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondördünde abla olmak; parkta kızlı erkekli oturup sohbet ederken küçük erkek kardeşine görünmemek için anlam veremediğin halde çabalamak, bisikleti kullanma hakkından feragat ederek kardeşini başından savmaktı bazen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onyedisinde abla olmak, daha yeni yeni genç kız olduğunu farkedip her arkadaş toplantına kardeşini götürmemek için karın ağrısı çekmek, adını tam koyamadığın arkadaşlıklarını küçük erkek kardeşinden gizlemek, onun büyüdüğünü düşündüğün ve yorum yapmaya başladığı anlarda sabaha karşı sohbetlerine başlamaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yirmisinde abla olmak; dünya etrafında dönüyor sanırken, herşeye sahip olduğunu düşünürken, güzel bir eğitim alırken ve daha fazla sosyalleşirken küçük kardeşini ihmal etmekti ne yazık ki. Kardeşinle yaptığın telefon görüşmelerinin sayısını, yoğunluğunu yirmidördünde hatırlayamamaktı hatta. Onun büyüdüğünü, duygusallaştığını, anlatmaya ihtiyacı olduğunu anlayamamaktı. Pişmanlıktı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yirmidördünde abla olmak; belki de anne olmak tam anlamını bilemesem de.&lt;br /&gt;Erkek kardeşinin saçının, kokusunun, kıyafetinin üstünde emeğinin olması. Eve gelip protein, karbonhidrat hesabıyla hazırlanan yemekler, meyve saatinde meyve ve yatarken de süt servisi unutulmamalı.&lt;br /&gt;Kapıdan geçirirken endişelerinle birlikte nasihatlerin de artması, gece yarısı eve dönüşlerde uykulu gözlerle uzayan sohbetler ve uzak kaldığında sanki dünyanın en savunmasız, en zayıf insanıymış gibi hissedilen o canının parçası için edilen dualardır ablalık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulunun bitmesiyle ilgili duyulan endişeler, staj zamanı güneş yanıklarının, kot pantolona yapışan kenenin hikayesinin herkesle paylaşılıp evhamlılığının son noktasının sergilenmesidir...&lt;br /&gt;Hastalandığında, canı yandığında kendinde suç aramana sebep olan o eşsiz üzüntüdür...&lt;br /&gt;Seninle övündüğü ve gurur duyduğu zamanlarda, senden çok büyükmüş gibi konuşup seni onurlandırdığında gözlerden dökülen yaşlardır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrenle, evlilikle, ülkemle ilgili duyduğum onca klişe söze, inanışa inat , güneşi benden 2 yıl sonra görmeye başlamış olsa da birçoğumuzdan çok daha aydınlık idealleri, inançları olan bir çocuk ...&lt;br /&gt;Okuduklarıyla, yaptığımız sohbetler ve gurur verici düşünceleriyle dudaklarımıza yerleşen bir başarı tebessümü ailemiz için. Bizim enerji ve moral kaynağımız aslında.&lt;br /&gt;Barboros büyüdü,  bazen de bizi büyüttü.&lt;br /&gt;Buna tanık olmak, yanında olmak çok güzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayallerindeki saflıkta sevgilerle yaşadığı ve "gerçek" başarılarla dolu bir hayatı olacak biliyorum.&lt;br /&gt;Şükrediyorum ve dua ediyorum, upuzun bir ömrü olsun ve mutluluklarla dolsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-8475350165944269650?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8475350165944269650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8475350165944269650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2009/08/barboros-uma.html' title='Barboros&apos; uma...'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-4388721240951308386</id><published>2009-06-26T14:00:00.000-07:00</published><updated>2009-06-26T14:17:20.916-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SkU6M0_TB2I/AAAAAAAAAFw/EH28fyTTVmg/s1600-h/_MG_3157.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SkU6M0_TB2I/AAAAAAAAAFw/EH28fyTTVmg/s400/_MG_3157.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351747724256675682" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SkU5c-jA-gI/AAAAAAAAAFo/PIcoZiVLmKo/s1600-h/_MG_2907.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SkU5c-jA-gI/AAAAAAAAAFo/PIcoZiVLmKo/s400/_MG_2907.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351746902188685826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SkU47ocm0MI/AAAAAAAAAFg/H5NuH3VS1IU/s1600-h/_MG_2906.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SkU47ocm0MI/AAAAAAAAAFg/H5NuH3VS1IU/s400/_MG_2906.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351746329320542402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SkU4SOSQWDI/AAAAAAAAAFY/rQqa_Xdfbok/s1600-h/_MG_2801.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SkU4SOSQWDI/AAAAAAAAAFY/rQqa_Xdfbok/s400/_MG_2801.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351745617923168306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SkU3nhuKakI/AAAAAAAAAFQ/hIqa6gKXRhE/s1600-h/_MG_2749.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SkU3nhuKakI/AAAAAAAAAFQ/hIqa6gKXRhE/s400/_MG_2749.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351744884406118978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="file:///D:/My%20Documents/My%20Pictures/tiyatro/duru/_MG_2907.JPG" alt="" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-4388721240951308386?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/4388721240951308386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/4388721240951308386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2009/06/blog-post.html' title=''/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/SkU6M0_TB2I/AAAAAAAAAFw/EH28fyTTVmg/s72-c/_MG_3157.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-7146533606614593468</id><published>2009-06-23T03:55:00.000-07:00</published><updated>2009-06-23T03:59:57.746-07:00</updated><title type='text'>Üç</title><content type='html'>&lt;pre&gt;Saat üç ayaktasın&lt;br /&gt;Uyku tutmamış yine.&lt;br /&gt;Ne yazıyorsun kara kara&lt;br /&gt;Beyazlar üstüne&lt;br /&gt;Kalem biter hiç güvenme tükenmez diye&lt;br /&gt;Hayat bile sona erer günün birinde&lt;br /&gt;Sen hiç yalniz kalmadın mı?&lt;br /&gt;Kalabalığın içinde&lt;br /&gt;Derdine derman aramadın mı?&lt;br /&gt;Şişelerin dibinde&lt;br /&gt;Sözler sahteymiş,&lt;br /&gt;Çek kendini adım adım&lt;br /&gt;Yüzler belliymiş&lt;br /&gt;Yağmurlarda aradığın&lt;br /&gt;Bulamadığın&lt;br /&gt;Üşenmişsin&lt;br /&gt;Hikayeni baştan anlatmaya&lt;br /&gt;Faydası yok&lt;br /&gt;Nefesini geçmişle yormaya&lt;br /&gt;İtiraf et seviyorsun hüznü kederi&lt;br /&gt;Aci besler uyandırır&lt;br /&gt;Boşvermiş bünyeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/pre&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-7146533606614593468?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/7146533606614593468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/7146533606614593468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2009/06/uc.html' title='Üç'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-7979068290819448044</id><published>2009-06-22T04:42:00.000-07:00</published><updated>2009-06-22T06:35:05.937-07:00</updated><title type='text'>İz bırakan son iki gün...</title><content type='html'>Başardık galiba.&lt;br /&gt;Baksana akşamları televizyon seyredip, üçlü koltukta keyif yapıyoruz artık.&lt;br /&gt;Sevgilimizle güneşin batışını izleyip sahilde yürüyüş de yapabiliriz desene.&lt;br /&gt;Çayı, çorbayı hızlıca içmeye, bisküvi tüketimine de son.&lt;br /&gt;Ve artık korkuyla, yorgunlukla , yoğunlukla karışık o tarifsiz, tatsız surat ifademiz de kaybolmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terden sırılsıklam olduk ya haftasonu, belki burun akıntım ondan?&lt;br /&gt;Ne oldu peki anlayabildim mi ki ben?&lt;br /&gt;Ne oldu orda, karanlıkta kalbim küt küt atıyorken?&lt;br /&gt;Işıkların ardından koşarak gelenlere sarılıp sessiz çığlıklar attıyorduk, başardık galiba...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkış almayalı, alkışlanmayalı çok olmuş.&lt;br /&gt;Yazılan, çizilen, öğrenilenlere pek değer biçilmiyordu bizim oralarda(!) , bilirsiniz işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerimiz terli, el ele tutuşup selamımızı verdik sonunda.&lt;br /&gt;Mutluluk ve şaşkınlıktı o anın gerçek hakimleri.&lt;br /&gt;Bizler birer oyuncuyduk, çömez birer oyuncu, o heyecanlı saatlerin sonuna kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi kendimize çoktandır biçilmiş rollere bürünüp, sınırlı sayıda sohbet dakikası ve bir parça samimiyetle doyurulmuş olağan yaşantımızla meşgulüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son altı ayın en heyecan verici meşguliyetinde sizlerle birlikte olmak, gece yarısı alınan mesajlarla sevinçten gözyaşı döküp, birşeyler  başardığımı ve yeni anılar yarattığımı hissetmek çok güzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/Sj99sSHVI-I/AAAAAAAAAFI/kebPKjZtgT4/s1600-h/_MG_2746.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/Sj99sSHVI-I/AAAAAAAAAFI/kebPKjZtgT4/s400/_MG_2746.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350133082069738466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Özge' nin kadehleri ve annemin masa örtüsü ordalar.&lt;br /&gt;Karede onlardan başka kimse yok ama hafızamda bir sürü güzel insan.&lt;br /&gt;Hafızamdaki karelerde yer alan herkese teşekkürler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülçin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-7979068290819448044?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/7979068290819448044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/7979068290819448044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2009/06/iz-brakan-son-iki-gun.html' title='İz bırakan son iki gün...'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/Sj99sSHVI-I/AAAAAAAAAFI/kebPKjZtgT4/s72-c/_MG_2746.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-8531484919863382554</id><published>2009-03-19T00:45:00.000-07:00</published><updated>2009-03-20T00:29:25.630-07:00</updated><title type='text'>"Yeni bir uğraş, keşfedilmeyi bekleyen heyecanlar"</title><content type='html'>1992 yıl sonu okuma bayramı, Eskişehir...&lt;br /&gt;Sahnede elimde mikrofon, üzerimde annemin diktiği rengarenk çizgili kumaştan etek ve ceket.&lt;br /&gt;Beyaz külotlu çorap, ayakkabılar rugan, en parlağından ... Başörtülü anne kucağında bebeğiyle ve ben ona her ne anlatıyorsam o andan izi kalan tek şey heyecanı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009, İstanbul...&lt;br /&gt;Yeryüzünde karşılaşma olasılığımız tamamen iş ile alakalı olabilir diye düşündüğüm ve büyük çoğunluğunun yüzlerini  daha önce hiç görmediğim insanlar.&lt;br /&gt;Tanışmalar başladı.&lt;br /&gt;Kısacık cümleler kuruyorduk, bizden beklenen buydu.&lt;br /&gt;Aylardır belki de yıllardır yaptığımız onca önemli konuşmanın, toplantının, sunumun ya da zorunluluğun çok çok gerisinde basit bir tanışma anı ve bu anın cümleleri. Anlatılanlar ise "başarı" dolu anlarımız, ya da bizim başarı olarak tanımladığımız hafızamızdan kareler;okuduğumuz güzel okullar, iş hayatındaki başarılarımız,işlerimiz, bağlı olduğumuz bölüm...Aynı odadaki 10a yakın kişi kendini anlatmak konusunda belki ilk adım için oldukça sığ ve ürkek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daire tamamlandığında, bu kez tek başımıza kalma vakti gelmişti.&lt;br /&gt;Biraz daha uzakta; geri kalanlardan, daha göz önünde ve belki de hiç görünmek istemediğimiz gibi görünerek uzaktan, uzakta ve yalnız. Şimdi biraz daha cesur olup anlatmak gerekiyordu bizi, ama  bu sefer hiç de kolay değildi: sıra bendeydi ve ellerimi sandalyenin hangi koluna koysam telaşı farkında olmadan beni esir almış ve diğer yanda ise beni en samimi nasıl anlatabilirim telaşında, sesim titriyor. O üç dakika olanca samimiyetle geçirilebilirdi şüphesiz ama hayatta kendimizi gösterme konusundaki çekingenliğimiz buna engel oldu yine...&lt;br /&gt;.....&lt;br /&gt;........&lt;br /&gt;..........&lt;br /&gt;Zaman geçiyordu öğrenerek, güvenerek ve çekinmeden kendimizi göstererek. Hep kendimize biçtiğimiz rolleri oynamanın dışına taşabiliyorduk nihayet, belki de bize biçilen rolü oynamayı bırakıyorduk. Kendimizi  kurgulanan ya da tamamen hayal gücümüze bırakılan durumlar içinde olmaya zorluyor ve dışardan gelen tepkilerin samimiyetine inanarak hepsine kulak veriyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezberlenecek metinler, hiç anlam veremediğimiz replikler komik olsa da yaşantımızın bir parçası olmaya başlamıştı artık. Yüzümüz kızarsa da, utansak, sıkılsak da sahneye çıktığımızda, bize verilen güvenin ve akılcı yaklaşımların sayesinde birer çömez oyuncu heyecanını taşımaya başladık işte... Kendi sesimizi duymayı, birilerinin yürüyüşünü taklit etmeyi, buz gibi salonda çok sıcak bir havada çölde yürüyormuş gibi yürümeyi beceriyor, tüm takıntılarımızdan arınıp ütülü gömlek temiz ayakkabı derdine düşmeyip yerlere yatıp hayaller kuruyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu keyifli serüvenin henüz başındayız biliyorum, sıkıntılı ve özverili bir sürecin içinde belki de çok zorlanacağız hazırlıklar sürerken. Ama öyle bir enerji ki bu yayılan, en değerli vakitlerimizi bunca yoğunluğun içinde bu güzel kalabalıkta geçirmek herşeyden keyifli geliyor çoğu zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer heyecanı 7 yaşında hissetmek ve bunu şu an hatırlamak belki de nedenidir şu an içinde bulunduğum tiyatro topluluğunda daha derin bir heyecanı ve coşkuyu tatmamın...&lt;br /&gt;Belli ki bize yol gösterenler bu işi iyi biliyorlar, ve belli ki bu iş birazdan daha fazla gönül işi ve belli ki burda insan kendisi oluyor aslında...Tüm maskelerimizden arınıp, gerçekten gördüklerimizi bu kadar içten yansıtabilme şansımız başka nerde var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm eğitim sürecinin bir amacı var inanıyorum. Zor ve sıkı çalışma gerektirecek bir dönem bizi bekliyor bunun da farkındayım. Ama en sonunda sahnede o heyecanı tadıyor olacağımızın hayali bile çok güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıradan seçme-eleme süreçlerinin dışında yöntemlerle, profesyonellikleriyle bize yol gösteren ve destek olan Mustafa Turan ve Hasan Şahintürk hocalarıma çok çok teşekkürler öncelikle. Sizlerle çalışmak ve bu topluluğun içinde olmak beni gururlandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıma fırsatı bulduğum tüm arkadaşlarıma da sevgiler.&lt;br /&gt;Sizleri bulmak güzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülçin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-8531484919863382554?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8531484919863382554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8531484919863382554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2009/03/yeni-bir-ugras-kesfedilmeyi-bekleyen.html' title='&quot;Yeni bir uğraş, keşfedilmeyi bekleyen heyecanlar&quot;'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-3007389521452319295</id><published>2009-01-19T03:05:00.000-08:00</published><updated>2009-02-02T04:51:05.536-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Çok uzak değildi aslında bu yorgun kadınla tanışma hikayem.&lt;br /&gt;2008 kışıydı. Sabah 05:30 gibi uyanmıştım yine zor da olsa.&lt;br /&gt;Geceden hazırlamıştım gömleğimi, eteğimi, ütülü , temiz.&lt;br /&gt;Sabah çok zor olsa da uyanmak; biraz hızla koşup, koridordaki halıyı kaydırıp acele edip, kıyafetlerimi giyip yola koyulmam gerek.&lt;br /&gt;Bankada çalışmak işte bu yüzden zor, topuklu ayakkabılar, ütülü gömlekler...&lt;br /&gt;Renkler ise hep koyu, tıpkı gün içindeki ruh hallerimiz gibi.&lt;br /&gt;Sevimsiz, zorunlu ve mecburiyet dolu cümlelerimiz gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evden çıktım, soğuk  ve karanlık. Durağa çıkıp ilk otobüsü yakalamam ve servisin beni alacağı yere vaktinde yetişmem gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durakta beklerken, bomboş sokakta hemcinslerimi görme şansımın çok az olduğunu düşünüyordum her sabah yaptığım gibi.&lt;br /&gt;Bu ihtimal çok azdı, Tuzla'da, İstanbul'un en ucunda.&lt;br /&gt;Yurdumun her köşesinden, bilmediğim, tanımadığım, ve çoğu zaman korktuğum bir kültürün ortasından ya yürüyerek geçiyordum her sabah güneş doğmadan ya da ilk otobüsü yakalıyordum koşarak, telaşla..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sabah biraz daha farklıydı, yanıma yaklaşarak biri birşeyler sordu.&lt;br /&gt;Başörtüsü alnından geriye kadar düşmüş, saçının rengini hatta iri dalgasını bile belli edecek şekilde düşmeden durmaya çalışıyordu.  Anlamaya çalıştım, tam anlamlandıramasam da soruyu, sonunda farkettim yanımda 27-30 yaşlarında bir kadının olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadın üzerimde 20 lira bozuk para olup olmadığını soruyordu. Bu parayı bozacak kadar bozuk para yoktu yanımda. Etraftaki bütün market ve bakkallar da kapalıydı o saatte.&lt;br /&gt;Telaşlandığını farkettim.&lt;br /&gt;Sonra tek bir bakışla anlattı adeta bu paranın bir kısmını kendine alıp, geri kalanını yakınlarından birine bırakacağını ve bu yüzden bozdurması gerektiğini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerimde ne kadar bozuk para varsa çıkardım aceleyle, 20 lira etmese de ona yakın bir miktar çıktı. Parayı uzattım , O'da bana elindeki 20 lirayı uzattı. Kabul etmeyecektim evet ama bunun bir yolunu bulmalıydım, O'na kendi hikayemi anlattım, her sabah burdan bu saatlerde otobüse bindiğimi, birgün mutlaka karşılaşırız ve bir ara alırım senden dedim. Şimdi işini görsün de gerisi mühim değil dedim. Teşekkür etti yanımdan ayrıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O anı çok iyi kestiremedim çünkü O'nu izlemedim , gittiği yönü, sokağı...&lt;br /&gt;O'nu takip etmek istemedim, bir baskı hissetmesin arkasında diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durakta beklemeye devam ediyordum günün ilk otobüsüne binmek üzere. Çok geçmedi koşarak geldi durağa. Telaşlandım, yoksa parayı mı getirdin sen hiç acelesi yoktu dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok dedi, ben de Kadıköy'e gideceğim. Çalışıyor musun dedim? Yok ben çalışmıyorum, kocam çalışıyordu, bir kaza geçirdi. İş kazası. Onun yerine işe ben gidiyorum dedi.&lt;br /&gt;Üzüntüyle sordum nasıl bir kaza olduğunu; iki ayağı da kırılmış fabrikada çalışırken. Şu anda işe gidebilecek durumda değilmiş, iş yerine ise yerine bir başkası gidip yaptıklarını yapmak zorundaymış, eşinin yerine çalışmaya gidiyormuş bu güzel kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatmaya devam etti, 3 çocuğu varmış, eşi dr.a gideceği için yol parasını paylaşmak zorundalarmış. Böyle idare ediyoruz dedi. Sonra çok geçmiş olsun dedim, üzülerek ve uyanarak uykumdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada bir aile var, bir yaşam, paylaşılanlar; azıcık bir para,3 çocuk ve cehalet var belki, kısıtlı imkanlar, çalışanlarına verdiği değer var işletmelerin, annenin iş kazası geçiren babanın yerine geçmesi, iki ayağı sakatlanmış babanın evde çocuklara annelik etmesi var...Tüm bunlar zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafamda bu sorularla işe nasıl gittiğimi bilmiyorum.&lt;br /&gt;Şebnem Ferah'ın silbaştan şarkısını dinledim ve ağladım.&lt;br /&gt;Silbaştan başlamak gerek bazen , hayatı sıfırlamak...&lt;br /&gt;Böyle bir şansı doğacakmı ki o kadının?&lt;br /&gt;Hayatta hepimizin rolleri biçilmiş. Bunun dışına ne kadar taşabiliriz?&lt;br /&gt;Bu düzen bizim alın yazımızı yazıyor belki de.&lt;br /&gt;İmkanlar da babadan oğula kalıyor, şan da, saygınlık da, zenginlik de çoğu zaman.&lt;br /&gt;Çok mu inkara girer bunu böyle düşünmek, bilmiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hikayede benim de rolüm belliydi işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra her durağa gelişimde O'nu görmemek için dilek tutar oluyordum sanki sabahları, boynu bükülmesin, zor durumda kalmasın diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra birgün,  konuşmamız sırasında  bana kaba taslak anlattığı evine, birşeyler götürmek üzere yola çıktık babamla. Sokaklarda şu anda ismini hatırlayamadığım o anneyi arıyorduk, komşularına soruyorduk ama kimse tanımıyordu.Ben hafızamda kalan sıfatlarıyla arıyordum o anneyi...&lt;br /&gt;En son bahçesinden çıktığımız evin önünde arabamıza binmek üzereyken karşımıza çıkıverdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolun diğer ucundan geliyordu, beni hemen tanıdı. Görür görmez ise bana hiç rastlayamadığını, parayı o yüzden veremediğini, çok kere bana baktığını ama göremediğini açıklamaya çalışıyordu.&lt;br /&gt;Aslında biraz önce bahçesinden çıktığımız evin alt katında yaşıyorlarmış.&lt;br /&gt;Üst kattaki komşu nasıl anlamadı , tanımadı anlattığım kadını çözemedim.&lt;br /&gt;İnsanlar yabancılaşmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra elimdeki poşeti uzattım, çocuklara da biraz harçlık bıraktım. Alamam dedi, zorladım.&lt;br /&gt;Birgün sana kahve içmeye geleceğim dedim.&lt;br /&gt;Hemen davet etti.&lt;br /&gt;Bizse eve döndük, teşekkür edip...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen soruyorum kendime.&lt;br /&gt;Neden geldik buraya?&lt;br /&gt;Eskişehirde küçücük mahallemizde, herkesi tanıyıp bilerek yaşıyorduk.&lt;br /&gt;Komşularımızla derdimizi, acımızı, paramızı, küçülen kıyafetlerimizi, kışlık makarnamızı, önlüklerimizi paylaşıyorduk.&lt;br /&gt;Sanki daha eşitti orada şartlar, sanki herkes aynı paraları kazanıyor, hepimiz aynı okullara gidiyorduk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdikinden daha az kazanıp, her nasılsa çoğaltıyorduk, daha fazla kişiyle paylaşıyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şehir beni boğuyor bazen. Dışarı çıkıp saatlerce yürüyorum, izliyorum herkesi, saçma sapan bir şiddetle beynimde yüzlerindeki ifadelerden var ettiğim sokak kahramanalarım için ağlıyorum yürürken. İşte bu yüzden isimler, ünvanlar hiç önemli olmadı benim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim de bir hikayem var evet, daha çok uzayacak biliyorum.&lt;br /&gt;Ama gördüğüm , tanıdığım her kadının hikayesi beni derinden etkiliyor.&lt;br /&gt;Ve beni düşünmeye, sorgulamaya zorlayan , güçleriyle bazen beni kendilerine hayran bırakan bu kadınlara hayatımda iz bıraktıkları için teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemsiyorum, çok fazla  ciddiye alıyorum, çalışmalı, kazanmalı kadın da bunu hep söylüyorum.&lt;br /&gt;Ve önce okumalı elbette.&lt;br /&gt;Ayrı tutulmamalı erkeklerden.&lt;br /&gt;Eğitimlerine önem verilmeli.&lt;br /&gt;Onlar toplum için sadece fedakar anne, namus kavramını taşıyan birer karşı cins, sadece itaatkar eş olmamalı.&lt;br /&gt;Daha güçlü kadınlar yetiştirmeli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi görmek istediğim nokta ne ise, hayattaki diğer kadınlar için bunu ve daha fazlasını diliyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-3007389521452319295?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/3007389521452319295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/3007389521452319295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2009/01/cok-uzak-degildi-aslnda-bu-yorgun.html' title=''/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-3850460245048307146</id><published>2008-09-04T01:19:00.000-07:00</published><updated>2008-09-04T01:20:03.723-07:00</updated><title type='text'>HAMLET</title><content type='html'>&lt;div&gt;                                  &lt;p class="iclacivert" align="left"&gt;Şuraya, şu resme bak, bir de   şuna!&lt;br /&gt;                  İki kardeşin resimleri bunlar.&lt;br /&gt;                  Şu alımlı, görkemli yüze bak   bir,&lt;br /&gt;                  Hiperion'un saçlarını, Zeus'un alnını gör!&lt;br /&gt;                  Mars'ın gözleri bu gözler,   kükrerken savaşta;&lt;br /&gt;                  Çevik Hermes, haberci, böyle dururdu&lt;br /&gt;                  Göklere yakın bir   tepenin başında.&lt;br /&gt;                  Her tanrı kendinden bir şey katmış ona sanki,&lt;br /&gt;                  Bir insan   örneği verir gibi dünyamıza.&lt;br /&gt;                  Bu insan senin kocandı. Şimdi ötekine bak,&lt;br /&gt;                  Bu   da şimdilik kocan. Bozuk bir kara tohum gibi,&lt;br /&gt;                  Kardeşinin ak sağlığını kemirip   çökertmiş.&lt;br /&gt;                  Gözlerin yok mu senin? Nasıl inebilirsin&lt;br /&gt;                  O yüce dağ başından   bu bataklığa?&lt;br /&gt;                  Kör müsün sen? Aşk diyemezsin buna;&lt;br /&gt;                  Senin yaşında çocuk   değildir insanın kanı,&lt;br /&gt;                  Durgunlaşır, akla uydurur aşkını.&lt;br /&gt;                  Ama hangi akıl   onu bırakır da bunu alır?&lt;br /&gt;                  Duyuların var elbette, yoksa canın olmazdı,&lt;br /&gt;                  Ama   körleşmiş anlaşılan duyuların.&lt;br /&gt;                  Çılgınlık bile bu kadar şaşırtmaz   insanı,&lt;br /&gt;                  Bu kadar bozmaz duyuları; ayırt ettirir&lt;br /&gt;                  Birbirinden bu kadar uzak   iki insanı.           &lt;br /&gt;                  Hangi şeytan bir körebeye çevirdi seni?&lt;br /&gt;                  Gözler   ellersiz, eller gözlersiz,&lt;br /&gt;                  Görmeden, dokunmadan, yalnız kulak,&lt;br /&gt;                  Yalnız koku   alma duyusu, tek başına,&lt;br /&gt;                  Gerçek bir duyunun sakat bir parçası bile&lt;br /&gt;                  Aldanamaz bu kadar sersemce.&lt;br /&gt;                  Ay utanç, yüzün kızarmaz mı oldu   senin?&lt;br /&gt;                  Ey cehennemin Tanrıya baş kaldıran şeytanı,&lt;br /&gt;                  Bir yaşlı kadının kuru   damarlarını&lt;br /&gt;                  Böylesine azdırıp tutuşturabiliyorsan,&lt;br /&gt;                  Bırakalım erdem, namus   bal mumuna dönsün&lt;br /&gt;                  Coşkun gençliğin elinde, erisin ateşinde!&lt;br /&gt;                  Kimse   ayıplamasın kudurup şahlanan tutkuları,&lt;br /&gt;                  Madem buzlar bile tutuşuyor   böylesine,&lt;br /&gt;                  Madem akıl pezevenklik ediyor arzuya.&lt;/p&gt;                 &lt;p class="iclacivert" align="left"&gt;&lt;em&gt;HAMLET&lt;br /&gt;                  &lt;/em&gt;William   Shakespeare&lt;br /&gt;                  Türkçesi   : Sabahattin EYÜBOĞLU&lt;/p&gt;               &lt;/div&gt;               &lt;p class="iclacivert" align="left"&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-3850460245048307146?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/3850460245048307146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/3850460245048307146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2008/09/hamlet.html' title='HAMLET'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-6213415863703484535</id><published>2008-06-19T04:22:00.000-07:00</published><updated>2008-06-19T05:48:25.158-07:00</updated><title type='text'>"Teşekkürler."</title><content type='html'>Zamanın nasıl geçtiğini farkedemiyoruz, bütün hayatımızı güneşin doğuşu ve batışı olgusuna - zaman dediğimiz kavrama göre planlıyor olmamıza rağmen.Gün ışığında bizi esir alan hayatın yoğunluğu neleri içinde yaşatıyor, bizlere neler yaşatıyor,bizler hiç farkında olmadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece birkaç dakika içinde, kalabalık şehirde gözlerimizi gezdirirken, alel acele tozu alınan ayakkabılar, ellerinde gazeteleriyle metro duraklarındaki insanlar, simitçinin önündeki kuyruk, plaza girişinde silahlı güvenlik görevlisi, yarı uykulu "Günaydın." sesleri...&lt;br /&gt;Merdivenlerdeki ayak sesleri, öğleden sonra yapılacak toplantıda alınabilecek kararlar, önemli evraklar, belgeler, koşar adım masalara gelinip değiştirilen yöntemler, uzun e-posta trafikleri...&lt;br /&gt;Sonra nefes alma vakti,etrafı boş ve süzen gözlerle izleyişler, tıkır tıkır klavye sesi, yan masadaki kahve kokusu, çapraz kübikte hoş,arkadaş sohbetler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat dediğimiz, o parçalara böldüğümüz ve her saniyesini "yaşamaya" çalıştığımız zaman dilimi bir seri halinde geçip gidiyor belki de. Bunu yastığa başımızı koyunca anlıyor oluyoruz bir çoğumuz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykum gelince çok kısa bir an, uyumama çok az kalmışken ve ben bunu hissediyorken; en çok zamanı durdurabileceğimi ve bu mucize sonunda neler yapabileceğimi hayal ederim ben. Önce geçmişle ilgili zamanımı geri isterdim hayattan herhalde, gidilmesi gereken yerlere gitmeyi, atmam gereken adımları korkmadan atmayı ve sonuçlarını görmek isterdim hepsinin.Söylenmeyen sözler de söylenmeli ama güzel olanlar, sevgi dolu olanlar elbet...Sarfedilen diğer tatsız sözcükleri de bir bir silerdim zamandan elimdeki sihirli değneğimle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kısacık hayalini kurmaya çalıştığım şey belki de en çok, herkesin durmasıdır zamanla beraber.&lt;br /&gt;Ve herşeyi, benim hayatım dediğim herşeyi, kendi hayal gücümle,kendi sihirli gücümle planlayabilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ama bu mümkün mü? Elbette değil, uyumadan hemen önce kurulan güzel hayallerimden ibaret sadece.&lt;br /&gt;Zaman, içinde barındırdıkları, yoluma çıkardıkları,bana verdikleri ve vermedikleriyle, beni büyütüyor farkındayım.&lt;br /&gt;Herşeyine, bunu yaşamaya, bazen akıp gitmesine de razıyım aslında, çünkü o akıp gittikçe, kendimde değişenleri gördükçe, benim o zamanı nasıl kullandığım çıkıyor karşıma. Ve aslında onunla savaşıyorum, onu değiştirmeye, bazen onu durdurmaya, onu yönlendirmeye çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu amaçla aldığım yeni kararlarda, yanımda olan herkese, zamanımı kıymetli kılan ve değerli paylaşımlar yaşadığım herkese teşekkürler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-6213415863703484535?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/6213415863703484535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/6213415863703484535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2008/06/uyumadan-nce.html' title='&quot;Teşekkürler.&quot;'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-3986832622559519277</id><published>2008-03-02T11:28:00.000-08:00</published><updated>2008-03-02T11:30:16.911-08:00</updated><title type='text'>Hepsi bu...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica;font-size:85%;color:darkblue;"&gt;&lt;span class="spnMessageText" id="msg"&gt; Büchner: Danton'un Ölümü;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danton: "Bir takim kalin derili, garip yaratiklariz iste.. uzatiyoruz elimizi birbirimize ama dokunamiyoruz, yalnizca derilerimiz sürtünüyor hepsi bu.."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-3986832622559519277?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/3986832622559519277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/3986832622559519277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2008/03/hepsi-bu.html' title='Hepsi bu...'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-589586905734539523</id><published>2008-02-20T23:02:00.001-08:00</published><updated>2008-02-20T23:02:25.808-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Tek sorumlu davranış biçimi şu olabilir: kendi bireysel varoluşumuzu bir ideolojiye dönüştürmekten kaçınmak ve özel yaşamımızı da en alçakgönüllü, en iddiasız ve en gürültüsüz biçimde sürdürmek -ama artık iyi yetişmiş olmanın bir gereği olarak değil, bu cehennemde hala soluyabilecek havayı bulabiliyor olmanın utancından ötürü. &lt;br /&gt;- Thedor Wiesengrund Adorno&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-589586905734539523?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/589586905734539523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/589586905734539523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2008/02/tek-sorumlu-davran-biimi-u-olabilir.html' title=''/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-7794328176992842842</id><published>2008-02-20T22:59:00.001-08:00</published><updated>2008-02-20T23:00:12.856-08:00</updated><title type='text'>Almitra sözü aldı ve sordu:Peki Üstat evlilik Nedir?</title><content type='html'>Cevap söyle geldi:&lt;br /&gt;— Siz birliktelik için doğmuşsunuz. Ölüm meleğinin beyaz kanatları sizi ayırana kadar ayrılmayacaksınız.Allahın sessiz tanıklığında bile beraber olacaksınız, ama birlikteliğinizde mesafeler bırakın; bırakın ki, cennetin rüzgarları aranızda dansedebilsin...birbirinizi sevin ama, aşk tutsaklığı istemeyin.. bırakın aşk, ruhunuzun kıyılarına vuran dalgalar gibi olsun... birbirinizin bardağını doldurun ama aynı bardaktan içmeyin; ekmeğinizden verin birbirinize ama aynı somundan ısırmayın... birlikte şarkı söyleyin;lakin birbirinizi yalnız bırakmayı da bilin, sazın telleri de yalnızdır ve armoni içinde aynı melodiyi seslendirir... birbirinize kalbinizi verin ama karşılıklı kilitleyip saklamak için değil! sadece hayatın eli o kalbi saklar! birlikte durun, ama yapışmayın, tapınakların sütunları da bitişik değildir! ve unutmayın; meşe ile çınar birbirlerinin gölgesinde büyümezler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-7794328176992842842?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/7794328176992842842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/7794328176992842842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2008/02/almitra-sz-ald-ve-sordu.html' title='Almitra sözü aldı ve sordu:Peki Üstat evlilik Nedir?'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-267454690750123669</id><published>2007-08-13T10:08:00.000-07:00</published><updated>2008-12-09T03:28:23.531-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='özlemle...'/><title type='text'>Özlemle...</title><content type='html'>Masada kimse yok...Bundan birkaç saat önce hayalini kurmaya başlamıştık balkon sefasının... Minibüs durağındayken başlamıştık daha akşamki soframıza neler koyacağımız hakkında konuşmaya... Pişirirken farkettik az almışız tavuğu, büyük parçaları misafire ayırmaya karar verdik. Yoğurt koyduk tabaklara, anne evini aratmasın herkese özel tabaklar koyduk, bir örnek olsun dedik... Sonra Sevim' in domateslerini aldık, biz unutmuşuz almayı, ya da unutur gibi yapmışız işte evde var ne olsa... Salata da hazır, kiraz da var; yemekten sonra yeriz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğraşıyoruz, tabaklar simetrik olsun, masada ekmek kırıntısı olmasın, suları doldurduk mu? Farkettik galiba bir daha aynı yerlerde,aynı yüzlerle aynı heyecanlar olamayacak belki de... Paylaşabilir miyiz dersin bundan sonra ekmeğimizi yine onlarla? Fırsat olur mu onları görmeye... Belki işler yoğun olur, ya da hastalıklar olur işte anneler babalar yaşlanıyor ya... Elektrik faturası ödenir, büyük toplantılara girilir, hırslı görüşmeler, belki sevdalar olur; hayatta herşey olur, yorar bizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masada kimse yok, paylaşacaklarımız var, birazdan hepsi bizim olacak hepimizin...&lt;br /&gt;Kimse yok fotoğrafta, olmasın... Paylaşılanları hatırlamak için yüzler gerekmez çoğu kez, yüzler olmasa da bir resimde o karedeki havayı solur insan, tek tek oturtur zihninde kişileri yerlerine, sandalyelere... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrası ufak bir gülümsemedir... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minibüsten inmeden önce konuşulanlar gelir akla, aslında şimdi daha yakınız o zamanlara, kurulan hayaller bak parçalara bölünmüş başka şehirlere dağılmış ama gerçekleşmeye başlamış farklı öznelerle... Dünyanın farklı yerlerinde binlerce güzel restaurant görmüş gezmiş olabilirsin o anda, belki en leziz yemekleri yemişsindir kimsenin tadamadığı...Ama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğrafta kimse yok, burnumda o akşam yemeğinin kokusu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/RsCWiRsF8CI/AAAAAAAAACg/q0nGxtHKnUU/s1600-h/08-06-07_2005.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/RsCWiRsF8CI/AAAAAAAAACg/q0nGxtHKnUU/s400/08-06-07_2005.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5098240293791461410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-267454690750123669?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/267454690750123669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/267454690750123669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2007/08/zlemle.html' title='Özlemle...'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/RsCWiRsF8CI/AAAAAAAAACg/q0nGxtHKnUU/s72-c/08-06-07_2005.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-8556643561860599515</id><published>2007-07-13T01:43:00.000-07:00</published><updated>2007-07-13T03:59:26.648-07:00</updated><title type='text'>Sürprizleri Seviyorum...</title><content type='html'>Nasıl bir başlangıç ki bu... &lt;br /&gt;İlk nefesle sabaha uyandığında, gözlerini açmaya çalışırken aklından geçenler...&lt;br /&gt;İnsan bu kadar değişir mi? İnsan böyle çabuk değişmez, insan böyle yenilenir, gülümser aynaya...Sonra endişelenir, ya güzel gülümsemiyorsam...Ya güzel gülemiyorsam...Belki de gözlerim gülmüyordur, belki kararsız, belki yalnız, belki kalabalığım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün başlasın istiyorum, merdivenlerdeki kadına sıcak açma almalıyım, kucağındaki çocuk üşüyordur; keşke eve götürebilsem...Bu omzumdaki yük benim gücüm aslında, bana ve herkese yetecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derin nefes almalıyım bakarken, görürken hayatımda olup biteni. Belki sessiz kalmalıyım  içimi çekip. Biraz susmalıyım sanırım...&lt;br /&gt;Zaman geçer evet sonrasında şaşırabilirim sürprizlere.&lt;br /&gt;İnsan şaşırmak istiyor. Evet evet, biliyorum...&lt;br /&gt;Şaşırmak istiyorum, sürprizleri seviyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-8556643561860599515?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8556643561860599515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8556643561860599515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2007/07/nasl-bir-balang-ki-bu.html' title='Sürprizleri Seviyorum...'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-2915315912174907424</id><published>2007-06-23T06:20:00.000-07:00</published><updated>2011-09-22T12:30:41.127-07:00</updated><title type='text'>Mezuniyet...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/RsCBNxsF8BI/AAAAAAAAACY/2HloSNfsF5A/s1600-h/DSC03268.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/RsCBNxsF8BI/AAAAAAAAACY/2HloSNfsF5A/s400/DSC03268.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5098216851859959826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-2915315912174907424?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/2915315912174907424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/2915315912174907424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2007/06/mezun-olduuuuuuuuukkkkkkk.html' title='Mezuniyet...'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/RsCBNxsF8BI/AAAAAAAAACY/2HloSNfsF5A/s72-c/DSC03268.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-8971033311790098883</id><published>2007-06-13T01:14:00.000-07:00</published><updated>2008-12-09T03:28:25.484-08:00</updated><title type='text'>Zaman çabuk geçiyor...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/Rm-l3uqoDHI/AAAAAAAAABc/gq8K0cg0hZE/s1600-h/DSC01358.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/Rm-l3uqoDHI/AAAAAAAAABc/gq8K0cg0hZE/s400/DSC01358.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5075457681908042866" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şüphesiz bu resim güzel bir mekanda güzel bir akşam yemeği ve eğlenceden çok daha fazlasını ifade ediyor benim için... 4 yıllık serüvenin en tatlı hatıralarla hatırlanacağını garanti ettiğimiz o gece...Bu 4 yıl içerisinde yanımda olan, acı tatlı her detayla hayatımı zenginleştiren güzel insanlara teşekkürler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-8971033311790098883?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8971033311790098883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8971033311790098883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2007/06/zaman-abuk-geiyor.html' title='Zaman çabuk geçiyor...'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/Rm-l3uqoDHI/AAAAAAAAABc/gq8K0cg0hZE/s72-c/DSC01358.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-8012870855695300133</id><published>2007-02-02T00:54:00.000-08:00</published><updated>2008-12-09T03:28:25.851-08:00</updated><title type='text'>"Hümeyra keşke benim kızım olsaydı, ama değil..."</title><content type='html'>&lt;a style="color: rgb(102, 102, 102);" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/RcL8cDgDoPI/AAAAAAAAAA8/8hw2sDTMfbM/s1600-h/d30b32a297bd2e04e201c5f35e69cf75.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/RcL8cDgDoPI/AAAAAAAAAA8/8hw2sDTMfbM/s400/d30b32a297bd2e04e201c5f35e69cf75.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5026857693005193458" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;"Hümeyra keşke benim kızım olsaydı, ama değil..."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center; color: rgb(102, 102, 102);"&gt;&lt;br /&gt;Bu cümleyi okuduğumda tüylerim ürperdi  diyebilirim. Kaçımız farkındayız bunun acaba? Kaçımız o ufacık yüreklerin, yardıma muhtaç olduğunun, bir ellerini hep uzatmak istemelerine rağmen o ufacık elleriyle kimseye erişemediklerinin farkındayız? Toplumumuzdaki eğitimsizlik ve sosyal şartlardaki olumsuzluklar çocuk sahibi olan ancak bilinçli birer anne baba olamayan ya da bütün bunların farkında olup da evlatlarına maddi imkansızlıklardan dolayı yetemeyen anne babalarla dolu. İyi birer ebeveyn olamamanın ızdırabını çekmeyen kesimden öte beni başka ızdırapları içten içe yaşayan ve hayatının en savunmasız olduğu döneminde zorluklarla, açlıkla, şiddetle karşı karşıya kalan çocuklar ilgilendiriyor. Bazen ürkek elleri titreyerek üşüyor, bazense kalem,defter gördüklerinde o ellerinden bırakmıyorlar bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler şanslı kesimiz belki de, her istediğini o veya bu şekilde elde etmiş dünün şanslı çocukları... İlkokul sıralarında giydiğimiz önlüklerden, dantelli yakalarımızdan yok bu çocuklarda. Onların ayakkabısı, çantası da yok bizimkiler gibi parlak, rugan...Ama biz dünün çocukları, bugünün gençleri ve yarının yetişkinleri bu çocukları kendi çocuklarımızmış gibi seversek belki onlar da bir gün gülümser. Belki onlar da titremez soğukta.&lt;br /&gt;Ve belki onlar da yarının şanslı çocuklarını getirirler dünyaya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hümeyra keşke benim kızım olsaydı, ama değil...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-8012870855695300133?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8012870855695300133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8012870855695300133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2007/02/hmeyra-keke-benim-kzm-olsayd-ama-deil.html' title='&quot;Hümeyra keşke benim kızım olsaydı, ama değil...&quot;'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/RcL8cDgDoPI/AAAAAAAAAA8/8hw2sDTMfbM/s72-c/d30b32a297bd2e04e201c5f35e69cf75.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-5533718606361973219</id><published>2007-02-01T23:04:00.000-08:00</published><updated>2007-02-01T23:27:23.004-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünyadan...'/><title type='text'>"Kırmızı Kar Yağınca..."</title><content type='html'>&lt;div class="headlineStory"&gt;"Bu da mı oldu?" dedirtecek tarzdan bir habere dikkatinizi çekmek istiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sibirya’da gizemli sarı-turuncu kar:&lt;/div&gt; &lt;div class="deckStory" style="margin-top: 20px;"&gt;    Rusya Acil Durumlar Bakanlığı, Sibirya’da birçok köye sarı-turuncu renkli kar yağdığını, bunun sebebini anlamak üzere bölgeye uzmanlar gönderildiğini bildirdi.&lt;/div&gt;İtar-Tass’ın bildirdiğine göre, Rusya ile Kazakistan sınırındaki Batı Sibirya’nın Omsk bölgesindeki beş kesimde gözlenen açık sarı ve turuncu renkli kar karakteristik bir küf kokusuna sahip.&lt;br /&gt;Rus yetkililer, kimyasal test yapmak üzere gönderilen uzmanların başlıca görevinin bölgedeki kirlilik oranını belirlemek ve yağan karın ortaya koyduğu tehlikenin derecesini tespit etmek olduğunu belirttiler.&lt;br /&gt;Gizemli kardan etkilenen bölgenin bin 500 km2 civarında olduğu ve burada 27 binden fazla insanın yaşadığı kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sibirya’nın en büyük kentlerinden Omsk’un başkenti olduğu Omsk bölgesi önemli bir petrol sanayi merkezi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda bu tarz haberleri çok fazla okur olduk, doğayla yaptığımız savaş artık daha tehlikeli korkarım. Sanayileşmenin gelişimiyle doğru orantılı olarak kritik önem taşıyan önlemlerin alınmasında bilinçsiz ve sorumsuz davranılması, kimyasal atıklar, atmosfere verdiğimiz zararların başlıca nedenleri şüphesiz. Şu an Sibiryayı ele alacak olursak bu bölgede yaşayan binlerce insanın bu durumdan etkilenmiş olması yüksek ihtimal. Herhangi birinin sorumsuzluğu, bir diğer insan için gözlerini açtığı bu dünyada rahatça nefes almasına engel belki de, belki sevdiklerinin nefes almasına engel, belki de hiç korkmamacasına onca hırpalamayı yaptığımız doğal dengenin, atmosferin, dünyanın kötü gidişatına dramatik bir örnek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu duruma kayıtsız kalmamak, çevremizde, yaşadığımız şehirde, ülkemizde gerekli önlemlerin alınıp alınmadığına yabancı olmadan, faaliyetlere önce bireysel olarak katılmak, daha sonra belki de birşeylerin koruyucusu ve savunucusu olarak bir birey olarak verdiğiniz savaşı büyük bir orduyla devam ettirmek gerek. Öncelikle yasalarımızla koruma altına aldığımız çevremiz, ülkemiz, ardından insan olmanın bilinciyle üstümüze düşen sorumlulukları yerine getirmemiz sonucu ancak gerçekten korunabilir. Bu konuda bazen yasal yaptırımların yeterli olmadığına şahit olduğumuz dönemler de oldu, İstanbulda'ki zehirli varillerin bulunduğu olayda olduğu gibi. Ama gene de herkes üzerine düşeni yaparsa, belki daha yaşanabilir bir dünya yaratırız kendimize, ya da o yaşanabilirlikten daha fazla uzaklaşmayız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığımız bu dünyayı, bu havayı, bu denizleri sevip koruyalım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-5533718606361973219?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/5533718606361973219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/5533718606361973219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2007/02/krmz-kar-yanca.html' title='&quot;Kırmızı Kar Yağınca...&quot;'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-4552609628053697417</id><published>2007-01-15T23:19:00.000-08:00</published><updated>2007-01-15T23:21:03.218-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kim kimdir...'/><title type='text'>Eva Braun Kimdir?</title><content type='html'>&lt;h1 class="firstHeading"&gt;Eva Braun&lt;/h1&gt;&lt;!-- start content --&gt;    &lt;p style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/6_%C5%9Eubat" title="6 Şubat"&gt;6 Şubat&lt;/a&gt; &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1912" title="1912"&gt;1912&lt;/a&gt;'de &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/M%C3%BCnih" title="Münih"&gt;Münih&lt;/a&gt; kentinde doğdu, bir öğretmenin çocuğu olan &lt;b&gt;Eva Braun&lt;/b&gt; &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1929" title="1929"&gt;1929&lt;/a&gt; yılında &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Heinrich_Hoffman&amp;action=edit" class="new" title="Heinrich Hoffman"&gt;Heinrich Hoffman&lt;/a&gt;'ın yanında çalıştığı sırada kendisini Bay Kurt olarak takdim eden &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Adolf_Hitler" title="Adolf Hitler"&gt;Adolf Hitler&lt;/a&gt; ile tanıştı 16 yıl beraber yaşadıktan sonra &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/29_Nisan" title="29 Nisan"&gt;29 Nisan&lt;/a&gt; &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1945" title="1945"&gt;1945&lt;/a&gt;'de Hitler ile evlendi. &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/29_Nisan" title="29 Nisan"&gt;29 Nisan&lt;/a&gt; 1945'de Rus birlikleri Alman sığınağına yaklaştığında siyanür içerek eşiyle birlikte intihar etti. Cesetleri SS subayları tarafından yakılıp bahçeye gömüldükten sonra Rusların eline geçmiştir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-4552609628053697417?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/4552609628053697417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/4552609628053697417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2007/01/eva-braun-kimdir.html' title='Eva Braun Kimdir?'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-4452718129478256156</id><published>2007-01-15T06:15:00.000-08:00</published><updated>2011-10-17T01:42:55.822-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısa kısa'/><title type='text'>"Korelasyon "</title><content type='html'>&lt;b&gt;Korelasyon:&lt;/b&gt; iki değişken arasındaki karşılıklı ilişki miktarını gösterir. Örneğin tekrar yapmakla öğrenme arasında pozitif korelasyon vardır. Korelasyon değeri 0 ile +1 arasında olur. Sigara içmek ile ile sağlıklı olmak arasında ise negatif korelasyon vardır. Korelasyon değeri ise 0 ile -1 arasında olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-4452718129478256156?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/4452718129478256156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/4452718129478256156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2007/01/korelasyon.html' title='&quot;Korelasyon &quot;'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-1752426671698507314</id><published>2007-01-15T05:26:00.000-08:00</published><updated>2007-01-15T06:05:59.171-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><title type='text'>'Psikoloji ' Kelime Anlamı</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Psikoloji&lt;/b&gt; ( &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yunanca" title="Yunanca"&gt;Yunanca&lt;/a&gt; &lt;i&gt;ψυχολογία, psikología&lt;/i&gt;: Ruh bilimi), insan davranışlarını ve zihinsel süreçleri inceleyen bilim dalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ruhbilim&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Os.&lt;/i&gt; Ruhîyât, &lt;i&gt;Fr. Al.&lt;/i&gt; Psychologie, &lt;i&gt;İng.&lt;/i&gt; Psychology&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ruhsal yaşamın bilimi&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yunanca ruh anlamına gelen &lt;i&gt;psykhe&lt;/i&gt; deyimiyle bilgi anlamına gelen &lt;i&gt;logos&lt;/i&gt; deyiminden yapılmıştır. Antikçağ Yunanca'sında &lt;i&gt;psukhê&lt;/i&gt; deyimi &lt;i&gt;duysal ruh&lt;/i&gt; anlamına geliyordu. Dilimizdeki &lt;i&gt;ruhbilim&lt;/i&gt; deyimi de bu anlama uygundur ve özellikle &lt;i&gt;ruh'&lt;/i&gt;la &lt;i&gt;tin&lt;/i&gt; deyimleri arasındaki anlam ayrılığını göz önünde tutmuştur. Bu anlamda &lt;i&gt;ruhbilim&lt;/i&gt; deyimi, &lt;i&gt;canlı örgenliğin bedensel yanını inceleyen bilim&lt;/i&gt;i dilegetiren fizyoloji deyimine karşı olarak &lt;i&gt;canlı örgenliğin ruhsal yanını inceleyen bilim&lt;/i&gt;i dilegetirir.&lt;/p&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt;İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bilim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bir grubu, bir bireyi belirleyen hareket etme, düşünme, duygulanma biçimlerinin bütünü.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Davranışsal.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;p&gt;düşünüş, davranış biçimi.&lt;/p&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt;Psyche + Logos kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. Psyche ruh anlamına gelir, logos da bilim/bilgi demektir. Psychelogos yani Psikoloji kelime anlamıyla "ruhbilim"dir.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;p&gt;Ayrıca kısaca insan ve hayvanların içinde sakladıklarını dışavurmasıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Psikoloji"&gt;(http://tr.wikipedia.org/wiki/Psikoloji)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-1752426671698507314?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/1752426671698507314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/1752426671698507314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2007/01/psikoloji-kelime-anlam.html' title='&apos;Psikoloji &apos; Kelime Anlamı'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2010783675057164242.post-8871691381660002347</id><published>2007-01-04T00:44:00.000-08:00</published><updated>2008-12-09T03:28:26.147-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın'/><title type='text'>Şiddete maruz kadınlarımız...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/RZy-r8skkEI/AAAAAAAAAAM/WgAt8R5WLDo/s1600-h/kad%C4%B1n+%C5%9Fiddete+maruz....jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/RZy-r8skkEI/AAAAAAAAAAM/WgAt8R5WLDo/s400/kad%C4%B1n+%C5%9Fiddete+maruz....jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5016093747220615234" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2010783675057164242-8871691381660002347?l=ggurses.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8871691381660002347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2010783675057164242/posts/default/8871691381660002347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ggurses.blogspot.com/2007/01/blog-post.html' title='Şiddete maruz kadınlarımız...'/><author><name>Glcn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03354954680069247769</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-yjDcCV1yQ-M/TdylfhgRonI/AAAAAAAAAOQ/WsE5OYyaBFI/s220/blog2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_pIG2htNBSU8/RZy-r8skkEI/AAAAAAAAAAM/WgAt8R5WLDo/s72-c/kad%C4%B1n+%C5%9Fiddete+maruz....jpg' height='72' width='72'/></entry></feed>
